|
||||||||||||||||
Ana Sayfa Valla kanyonu 5 : Durum bu ve sen bunu kabulleneceksin.
Kamp yerinin karşı kıyıda ve sudan on metre yukarısında olduğunu bilseydim paçadan koyvermek gibi bir hataya düşmezdim. Üzerimden sıyırdığım neoprenden yayılan koku dayanılmaz. Suyu nereden alacağımızı soruyorum Celal'e, aşağıdan çekeriz diyor. Çok mu acil? Evet diyorum yıkanmam gerek. Kanyona sarkıtılan sarı baret üç kez dolup boşalıyor; Oh dünya… devamı» Valla kanyonu 4: Olabileceklerin farkında değiller
Yıldızı bol bir gecede, uyku tutmuyorsa, yıldız seline kapılıyorsunuz. Bir iki, üç, beş, bu kadara fazla diyorum kayan yıldızları gördükçe, ne kadar az dileğim varmış hiç farkında değildim. Gün doğumuna yakın, geceye yenik düşüyorum. Guruldayan bir mide uyandırıyor beni gün, açım. Karnımdan gelen sesler, geçtiğimiz yolun hiç kolay… devamı» Valla Kanyonu 3: İçinden geçip gidiyorum, ne yazık ki!
Burada kamp yapacağız! Vallanın en güzel kamp yerinde de suyun gürültüsü yüzünden uyumakta zorlanacağım hiç aklıma gelmiyor. Çamaşır ipi yapalım! Islaklar çabuk kurusun. Kırmızı ip bu kez de çamaşır askısı olarak çıkıyor karşıma, gülüyorum. Valla Kanyonu 2: Ayyy! hiç farkında değilim.
Güneş nereden doğacak? Belli değil. Mavi bir gün yükseliyor kanyonun derinliklerinden, biraz buğu ve rüzgâr. Hava akımının oluşturduğu dokunuşla yattığım yerden doğruluyorum. Kırılan küçük dalların çıkardığı ses, ocağı alevlendiriyor. Celal yüzünde her zamanki gülümsemeyle dolanıyor. Ağız dolusu bir gülümseme ve günaydın yayılıyor sabaha. Nasıl geçti gece? Uyuyabildin mi?… devamı» Valla Kanyonu 1: Hay senin fotoğrafına!
Su, anasını yitirmiş bir deli Tay gibi vuruyor kendini kayalara. Kayanın yumuşak yüzü, yenik düşüyor suya, gerçekler kalıyor geride, sert, keskin ve hata affetmeyen. Yokluğun, böyle zamanlarda daha bir çöküyor içime, kimsesiz hissediyorum kendimi; kimsesiz ve çaresiz. Fırtınadan yeni çıkmış göçmen kuşlar gibi, ıslak kanatlarla çöküyorum nehrin kıyısına.… devamı» Valla Kanyonu; Çanta taşımak ya da çanta gibi taşınmak
“Kanlıçay’ın” “Devrekane” çayıyla birleşip, Valla kanyonuna keskin bir bıçak gibi girdiği noktada Celalin işaretini bekliyorum. Uyarı açık ve net “ Ben söylemeden sakın suya girmeyin ”Suyun gücünü hafife almak, bir kanyonda yapabileceğiniz en ölümcül hata”, bunu yaşayarak öğrenmekse ellerinizin titremesine neden olacak kadar korkutucu. Ben en iyi dostunum oyunu![]()
Karanlığın getirdiği sessizlik, ocaktan yükselen alevlerin çıtırtısıyla bozuluyor; gölgeler büyüyor, zaman uzuyor. Yıldızların sesini duyabilir miyim? Gözlerime karanlığı doldurup, bir taşın üstüne çöküyorum duyarım düşüncesiyle, sadece kalbimin sesi hakim geceye. Gözlerimden düştüğün zamanlar geliyor aklıma, ne çok acı bırakmışsın içimde. Güneşle konuşmalar 1![]() Oluncaya dek. Zamanın dışındayım, zaman yok. Çizgilerle bölmüyorum dünyayı. Bir çizgiden diğerine atlamıyor, yaşayamadığım bir şey var mı diye, bakmıyorum geriye. Düşünmüyorum, unuttum mu, unutuldum mu? Saat kaç? Geç kaldım yaşamaya, diye başlayan bir cümle yok. Daha çabuk, geç kalıyoruz yaşamaya, diye başlayan bir cümle de yok. İzi var ellerimde… devamı» Güneşle konuşmalar![]() Yaşam affederek başlar. Gecenin en koyu karanlık anının, günün ilk ışıklarıyla yer değiştirdiği zaman, en soğuk anıdır yaşamın. Karanlıktan kurtulup aydınlığa geçmek, sancılıdır. Gece, ölümün karanlık gözlerinden, yaşamın mavi gözlerine döner yavaşça ve her şey, yeniden başlar. Ellerinizde olan, sevgilinin dokunuşu kadar büyülü ve bir o kadar canınızı yakan, yeni gün… devamı» Düş kuramamaktan sıkıldım. Şimdi gitmem gerek.![]() Hasan dağında zirvede uyumak. Dört dönüyorum odanın içerisinde, oraya buraya saçılmış eşyaların tutsaklığında.n kurtulmalıyım Nefes almak zor, gerçekten çok zor; Pencereyi açıyorum, hava demir parmaklıklardan süzülüp doluyor ciğerlerime. Düş kuramamanın ne demek olduğunu biliyor musun? Nefes alamamaktır düş kuramamak, tut nefesini ve say, göreceksin, ölüme yakındır düşsüz yaşamak.“Bu benim gerçeğim” Tunalı Hilmi caddesinde zaman, bulaşık suyu kıvamında ve sıradan
Tunalı Hilmi caddesinde zaman, bulaşık suyu kıvamında ve sıradan; Dip dibe pastanelerin, caddeye taşan sandalyelerinde dondurma yiyen adam ve kadınlar gürültüyle akan trafiğe bakıyor, gözlerinde iki kara nokta her yer toz duman; sokak pis ve sıradan. Ufuk&Bahar Dördüncü![]() Büyülü kadınlar. Kim bu kadınlar? Müziğin ritmiyle bedenleri acıyla kıvranıyor. Acı mı? Belki de, bilmiyorum. Mutluluk ve mutsuzluk üzerine yazılan bir ağıt belki de yaşamları, ama bunu sadece onlar biliyor. Gözleriyle konuşmalarını izliyorum. Fırtınada kalmış bir yelkenli gibiler, her çalkantı müziği değiştiriyor. Her hareket kelimelere, kelimeler müziğe dönüşüyor.Ruhları nasıl oluyor… devamı» Büyülü bir aşktı yaşadığım. Sevdim ve sevildim.![]() Birgünsinekleri/Ephemeroptera. Büyülü bir aşktı yaşadığım. Sevdim ve sevildim. Bir gün sürdü; bir gün ve bir ömür. Kanatlanmayı, seninle öğrendim. Uçmayı ve apansız gitmeyi yaşamdan; seninle öğrendim. Kim bilebilirdi ki kollarında öleceğimi, ölmek isteyebileceğimi. “Seni seviyorum” yaşadığım her salise, saniye, dakika ve bir gün için. Ben yolundan çekiliyorum “ Sen evimi koru”![]() Gelincik/Mustela nivalis. Yangının ruhuma bıraktığı izlere bakıyorum. Erimiş porselenler, camlar, karyola demirleri ve küle dönmüş bir yaşam. Şimdilerde çiçeğe dönen otların yeşerdiği duvarlar arasında bir rüzgar dolaşıyor. Çocukluğum mu bu rüzgar? Bilmiyorum. Aylardır neredeyse yıllardır uğramadığım bu viranenin, ateşten kavrulmuş duvarları bedenimi yakıyor, aklımı yakıyor, kalbimi yakıyor. Bilinenin yalnızlığında
uçurumlar kıyısında Dağınık adamım vesselam![]()
Darmadağın bir hayatım yok belki, ama darmaduman bir odam var. Günü üzerimden soyunup attığım koltuğun üzeri, pantolon, gömlek, giysiler ve şapkalarla dolu. İkinci el giysi dükkânlarına benzer bir kırmızı koltuğum oluyor böylece. Çocukluğumdan beri, günden arta kalanı ve giysilerimi oraya buraya fırlatıp duruyorum. Annem çok sinirlenir, söylenirdi, bıktım… devamı» Ağlayan Gelin![]()
Yer gök çiçeğe durmuş, hava açık ve az bulutlu, yağmur yok. Yaylaların geniş düzlüklerindeki çukurları göle çeviren sudan yaşam fışkırıyor. Bir çift Yeşilbaş Ördek fırlıyor ürkek ve telaşlı, bir çift Angıt bağır bağır bağırıyor; Geliyorlar. Çiçekler boy gösteriyor her yerde, gölgeyi seven gölge'de, güneşi seven, göz alabildiği düzlüklerde.… devamı» Tuzlu su karidesi-Artemia salina![]()
Güneş, gürül gürül yanan bir soba gibi değil henüz, henüz, mangalda köz, sadece elleri ısıtan. Ormanı paramparça eden tomruk kamyonlarından arta kalan tekerlek izlerinde birikiyor su; durgun sularda yeniden doğuyor zaman. Ve zaman hızla akıyor. Ne kadar ömür biçilebilirsiniz bir karış suya. Güneşin insafı, hepsi o kadar. Bir… devamı» ![]() |
||||||||||||||||
|
||||||||||||||||