27 Eylül 2017

Garip bir rüzgar, esmekten yorulmuş, yerine yenisi gelmiş bir kanat teleği gibi, döne döne, yuvarlana yuvarlana, tozu dumana kata kata dolanıyor ortalıkta.

Genç kız, altı gürül gürül yanan etli lahana dolmasının kapağı gibi açıldığında, kızgın, kavuran bir buharı salıyor ortalığa.

Sahil boyunca yürüyorum ayaklarıma öfkelenerek, neden buradayım? neden getirdin beni buralara! bir beyaz çakıltaşı düşüyor gölgelerin kuyusuna. mutluluğa dair ne varsa tortop ediyorum salıyorum çakıltaşının peşi sıra.

insan, acıtmak için doğmuyor belki, ama acıtmayı çabuk öğreniyor ve acıtmak için yaşıyor. öğreniyorum.

Gezi Yazıları

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir