Blog

27 Eylül 2017

Sıcak su torbası

Karatavuk peşinde koşarken, tırnak aralarıma dolan soğuk can yakmaya başladı mı, evin yolunu tutardım. Dizimden aşağısındaki çamuru gören anam, üşüdüğümü görünce şamar atmaktan vazgeçer, sarıp sarmalardı bedeniyle.

Ana kokusu gibi yoktur. O yüzdendir kışın açan Nergisleri sevmem.

Kuzinenin başına, fırtına yemiş ördek gibi tüner, vızıldayan demlikle konuşurdum. Ah anam ah, o hiç gitmez ki! Ben hiç büyümem ki!
Elektrik zırt pırt kesilir, gaz lambasının titreyen alevinde, gölgelere anlam yüklerdim.

Hep kuşlar olurdu nedense, uçup gitmeye hazır. Lüks lambası, misafir geldiğinde yanar, hem ısıtır hemde dillendirirdi odayı. Yüksekten dökülen su gibidir lambanın sesi, havasını kaçırdınız mı tısslar ve karanlığa götürür sizi.

Yatma vakti gelmiştir artık. Kuzinenin gözündeki tuğlayı kapma yarışı başlar. Sıcacıktır, ana gibidir, tuğla. Karadenizde yorgan ve yatak hep nemlidir. Hep soğuktur ve hep üşütür. Ahh, o sıcak tuğla varya, hayatın ta kendisidir.

Şeniz, Nur ve ben dertleştik akşam üzeri, seviyorum bacılarımı.
Eve girdiğimde yüzüme vuran sıcak havada, eskilerden hiç bir anı yok. Klimanın hırıldıyan sesi, hastalıklı bir kedi yavrusuna benziyor. İç fındık, elma kurusu, mandalina ve ıhlamur, akşam hali.

Yorgunum, ben yatıyorum, iyi geceler. Odam, soğuk ve nemli. Pijama, sandalyeye atılan pantalon, tumba yatak. Anamm sıcak su torbası koymuş yatağıma yengem. Biraz anı, iç çekiş, iki damla göz yaşı. Sıcak su torbası, insanı bu kadar sulugözlü yapar mı? Yapıyor işte yason burnu feneri.

Gezi Yazıları

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir