Blog

22 Mart 2008

Evsel Atıkların Su Kuşları Üzerindeki Etkileri

Güneş mevsim dışı, hava çok güzel. Şehrin rüzgar almayan liman alanlarında göç yolculuğunun yorgunluğundan kurtulmaya çalışan su kuşları kümeler halinde. Küçük bir rüzgar denizi uyandırıyor. Macar ördekleri, Elmabaş ördekler, Sakar mekeler, Küçük batağanlar, Küçük beyaz balıkçıllar, Kuğular… Birkaç eski çam ağacı karabatakların güneşlenme yeri… Sahil yorgun su kuşlarını konuk ediyor .

Kuşların kümelendiği, temizlik için karaya çıktıkları yere doğru yöneldiğimde rüzgarla taşınan kokuyu da algılıyorum. Yoğun bir kanalizasyon kokusu. Şehrin atık suları en kolay yoldan denize akıtılıyor. Bu alanlar pek çok su kuşu için beslenme alanına dönüşürken, beraberinde de bir çok problem doğuruyor.

Denize taşınan pek çok evsel kimyasal bu alanlarda hem deniz canlıları hem de su kuşları için uzun süreli birer öldürme aracına dönüşüyor. Hiç fark edemiyoruz. Etkileri gözle görülemiyor. Sahiller boyunca yapılacak küçük bir yürüyüş pek çok veri toplanmasına yardımcı olsa da, bu iş için görevli insanlar çalışma mekanlarının sıcak ve görece güvenli ortamından ayrılmaya niyetli değil.

Gökyüzü, güneş, bulutlar, rüzgar mevsim dışı. Küresel iklim değişikliklerini denize akıtılan öldürücü kimyasallar gibi algılamakta güçlük çekiyoruz. Ayrıntıların izini sürdükçe, gerçek basit ve sıradan bir görüntüyle karşımıza çıkıyor: Boyun bükmek. Bu fotoğraf yaşam döngüsüne başlayamamış genç bir kuğuya ait. Büyük bir ihtimalle çevresel kirlilik sonucu yaşama veda etmiş bu güzel ve zarif su kuşu, kırılgan eko-sistemin değerini anlamak açısından da önemli. Yaban hayatı yönetiminde çalışan kamu görevlileri, sanırım bu ayrıntıları görmezden gelerek, işlerinin sürekliliğini garanti altına alıyor olsalar gerek. Görmediklerinden rahatsız olmazsın!

zati erbaş

Genel, Gezi Yazıları

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir