Blog

19 Nisan 2010

Ağlayan Gelin

Ters Lale – Ağlayan gelin / Fritillaria pinardii Boiss

Yer gök çiçeğe durmuş, hava açık ve az bulutlu, yağmur yok. Yaylaların geniş düzlüklerindeki çukurları göle çeviren sudan yaşam fışkırıyor. Bir çift Yeşilbaş Ördek fırlıyor ürkek ve telaşlı, bir çift Angıt bağır bağır bağırıyor; Geliyorlar. Çiçekler boy gösteriyor her yerde, gölgeyi seven gölge’de, güneşi seven, göz alabildiği düzlüklerde. Herkes sevdiği yerde yaşam buluyor. Herkes, soluk alabildiği yerde, güzele, güzelliğe dönüşüyor. Hep kaçan, hep saklanmak zorunda olan orman sakinlerinin izlerini sürüyoruz. Ortalığı hallaç pamuğu gibi atan Yaban Domuzları, her taşın altına bakan bir Ayının geçtiği yol, bir tümseğe izini bırakan Tilki; hepsi gizlendiği yerden çıkıyor, bilginin ve bilgeliğin gücüyle. Bir kertenkele tırmanıyor avucumuza, karnındaki yumurtaları okşuyorum sevgiyle. Kalbinin korkuyla atışını, kalbime ekliyorum, duruyor, durgunlaşıyor. Bizimle bir oluyor, elden ele dolaşırken. Sevgiyle okşanıyor. Kim kimden korkuyor, o mu bizden, biz mi ondan? Korkanda seviyor, korkmayan da, yollarımızı ayırıyor zaman.

Yıllar önce, yürüyüş için gittiğim Çukurca köyünde , çeşme başında su dolduran yaşlı kadının yüzüne bakıp; “Bu Rizelinin burada ne işi var” demiştim. Gülmüştü herkes, nereden anladın diye sorduklarında, yüzünde yazıyor demiştim. Yaşlı kadın bizi görünce, katıksız bir karadeniz şivesiyle “uşuğum ne yapaysinuz haburda” diye sormuş, yanımıza yanaşmıştı bile. Rize nereee, Ankaranın Çukurca köyü nere? Merakıma yenik düşüp “nasıl gelin geldin buralara” diye sordum. “Benim herif askerdi bizim oralarda, takıldım geldim peşine” demişti. “Memleketi çok özlüyorum, ama ha deyince gidilmiyor ki” derken gözleri buğulanmış, bükülüvermişti incecik boynu. İki lokma ekmek için harcana bir ömür bizimkisi, çırpınıp durduğumuz. Bir kez kopunca yuvadan gidilmiyor, dönülmüyor. Hayat bazen uzun yolculuklara çıkarıveriyor insanı, dönmeyi isteyipte bir türlü dönemediğimiz.

Yola çıkma zamanı, “Haydinnn” herkes ayaklanıyor. Orman yollarında dolaşıyor, Ayı izi arıyoruz, çoğu iz yağmur nedeniyle bozulmuş. Koordinatlarını belirleyip yaşam ve yayılış alanlarını belgeleyeceğiz. Yol boyu çiçeklenmiş her yer, taşların arasına gizlenmiş boynu bükük çiçeği gördüğümde, büyülenmiş gibi kalakalıyorum. Yok böyle bir şey” Dünya ne güzelsin. Ali abi “Nooldu yine ne gördün diyor? Bak diyorum şu boynu bükük çiçeğin güzelliğine bak.

Evinden binlerce kilometre uzağa düşen Rizeli teyzenin boynu bükük gülümsemesi geliyor aklıma, özlemi, hasreti. Hala sağ mıdır? Bilmiyorum. Boynum bükük ben de kalakalıyorum geçmişimle bu günüm arasında.

zati erbaş

 

Fritillaria pinardii Boiss
13-03-2009 NGBB

Ömür: Çok yıllık
Yapı: ot
Hayat formu:
İlk çiçeklenme zamanı: 4
Son çiçeklenme zamanı: 6
Habitat: kayalı tepe kenarları, kar parçalarında, yüksek bozkırlarda
Minimum yükseklik: 1000
Maksimum yükseklik: 2500
Endemik: –
Element: İran-Turan
Türkiye dağılımı: Karasal Anadolu
Genel dağılımı: KB. ve B. İran, Ermenistan, Suriye, Lübnan

 

Sistematik Hiyeraşisi:

* Kingdom : Plantae
* Subkingdom : Tracheobionta
* Division : Magnoliophyta Cronquist, Takht. & Zimmerm. ex Reveal
* Class : Liliopsida Batsch
* Subclass : Liliidae J.H. Schaffn.
* Order : Liliales Perleb
* Family : Liliaceae Juss.
* Genus : Fritillaria Linnaeus

 

Fritillaria pinardii taxonunun bulunduğu iller:

Adıyaman
Ankara
Antalya
Erzurum
Eskişehir
Gümüşhane
Hakkari
Kastamonu
Kayseri
Kütahya
Malatya
Kahramanmaraş
Muğla
Muş
Siirt
Sivas
Karaman

Kaynak: Tubives

Gezi Yazıları

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir