Blog

8 Şubat 2008

Ağrı Dağı – 2003

Şehirlerarası otobüs terminalinin gürültülü yalnızlığı sessizliğe dönüşmeye başlayınca bilin ki içimde bir şeyler kırıktır.
Beni yolcu eden hiç kimse yok.

Yolumu dağlara çevirdiğimde zaman yavaş akmaya başlar mutlu, mutsuz anılar yanımdan ayrılmaz hiç.
Döndüğümde  hiçbir şey aynı olmaz.

Dışarıda mekan zamana karışırken hız artıyor,hız arttıkça yalnızlığımdan soyunuyorum.
Erzurum otobüs terminali:
Çantalar hurçlar farklı sesler yön veriyor hayatımıza  kötü bir minibüsün  gıcırtısı bile farklı bir melodi gibi.

Endişeliyim dağların şakası yok en güzel dostumuzu uğurladık gelirken.
Palan dökende rüzgar tüm kuytuları dolaşıyor hey siz nereden geldiniz! ! !
Uyku uykusuzlukla kardeş olacak birkaç gün.

Doğubeyazıt yolunda lavaş ekmeği yapan bir fırında ekmek kokusu günün kokusu kadar güzel.
Ağrı düşlerimizi yığıp yaptığımız dağ bulutların arasında, korktuğumu hissediyorum düşlerimden.

Eli köyünde atlar yönlendiriyor hayatı, yükler içimizde taşıdığımız ayrılıklardan daha ağır.
Soğuk bir akşamı,susuz bir akşama eklediğinizde hayat hiç çekilir gibi değil! Çadır şehri dolaşırken tanıdık sesler gülümsetiyor evimdeyim artık.

Güneş içimi ısıtmaya başlayınca yükseklerden gelen çağrıya kulak veriyorum. Adımlar yavaşladıkça bulutlar yaklaşıyor, su sesi geliyor kayaların arasından.
Su hayatımın kırılma noktası gibi çok soğuk içimde öyle. Yükseliyoruz tozlu patikada,atlara yol veriyoruz.
Annelerinin arkasında süt emmeye uğraşan tayları çok zor bir hayatları olacağını düşünüyorum bizimkisi kolaymış gibi.

Herkes kendine dönüyor, herkes bir şeyler istiyor olanın ben,ben ben. Dağ gürültüyle paramparça olup küçülürken bencillikler büyüyor. Düşlerimizden sıyrılıp gerçeği yaşıyoruz.
Dağ bizi kendine benzetiyor dostluklarımız kırılıp küçülürken.

ilk ışıkla dağın gölgesi düşüyor ovanın üstüne,dün neredeydim bu gün nerede.
Dört bin dokuz yüz metre yüksekte buza dönüşen bir yolda buluyorum kendimi.
Geri dönmek çıkmaktan daha zor.

Rüzgar içime işliyor korkularımla yüzleşiyor ve yürüyorum.
Zirveye iki adım kala bekliyorum hep beraber başardık demek için ama yalnızım.
Rüzgar çok sert esiyor tehlikeyi gördüğümde hızla inmeye başlıyorum ama yol arkadaşlarım gelmiyor.
Kaç kare fotoğraf bir insandan daha değerli olabilir.
Aşağılara yöneliyorum,keyif kahvesi içenlerin yalnızlıklarına bakarak.
İçimden bir şeyleri dağa ekliyorum yavaşça.
Çok susadım.

Dağı dağ yapan yalnızlığı mı? bilmiyorum ama herkesi gerçeğe dönüştürdüğünü biliyorum.

zati erbaş

Gezi Yazıları

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir