Blog

31 Mayıs 2011

Ah Bir Görünmez Olsam!

“Ah bir görünmez olsam da bensiz ne yapacaksın görsem” Dağınıklığımla çileden çıkardığım annemin, sık sık tekrarladığı bu cümlenin anlamını, ancak onu yitirdikten sonra anlıyorum. Ne kadar zormuş dağınıklığı toplamak. Sihirli eller gerekliymiş her şeyi yerli yerine koymak için. Büyülü ve görünmez olan annemin emeğiymiş, fark etmem uzun sürdü.

Suyun kenarında kalabalık öbekler oluşturmuş yarpuzlardan (su nanesi, yabani nane) bir iki yaprak koparıp iyice eziyorum parmaklarımın arasında. Yarpuzun güne kattığı güzelliğin bir değeri ve karşılığı yok. Mis gibi nane kokusu yayılıyor havaya.

Yarpuzun yapraklarında görünmezlik kazanan böceğinse beni umursadığı yok. Çünkü o görünmez olduğunu sanıyor. Formu, rengi, hareketsizliği, onu o kadar belirsizleştiriyor ki, neredeyse görünmezlik kazanıyor. Böcek, görünmezliğini koruduğu müddetçe pek çok avcı tarafından fark edilemiyor. Bu ona, yaşama, yeni bir nesil oluşturma ve genetik yapısını aktarma şansı kazandırıyor. Görünmezlik bazen çok işe yarıyor.

Dostluğunda görünmez bağları olduğu söylenir. Görünmez bağlarla bağlanır insanlar. Emekle, sevgiyle oluştuğu söylenen bu olgu, sözüm ona çok güçlüdür. Çelik kadar sağlamdır. Ve bu bağlar asla görünmezler. Bilinenin aksine, bu sağlam bağları görünür yapmak çok kolaydır. Yolculuklardır dostluğun bağlarını görünür kılan. İşte o zaman her şey gerçeğe dönüşür.

Size bir tavsiye, uzun yolculuklara yalnız çıkın. Yalnız çıkın, çünkü yaşamak dediğiniz şeyle aranızdaki bağın gücünü görün. Aslolan şey, yaşamla kurduğunuz bağdır. Dostluklarım olmadan asla mı diyorsunuz? O zaman gerçeğe hazır olun. Belki de hiç bağ göremezsiniz. Kim bilir?

zati erbaş

Gezi Yazıları

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir