All posts by: Zati Erbaş

About Zati Erbaş

28 Şubat 2012

Rüzgâr, Bir Tek Rüzgâr Kaldı Aklımda, Pır Pır Eden Yelkenin Omuzladığı.

Yelkende iki gün Bölüm 2  Rüzgâr, bir tek rüzgâr kaldı aklımda, pır pır eden yelkenin omuzladığı. Hadi tekne transferine gidelim dedi Sefa kaptan. Gidelim özledim denizi. Neden içimi ürpertiyor yolculuklar bilmiyorum. Belki, bilinmezlik yüklü oldukları içindir. Belki de yolculukların yaşanmışlıklarının yaşamımı daha da anlamlı kılması. Kızılay yer altı treninde aynı vagondayız, ama ne ben görüyorum […]

Gezi Yazıları
24 Ocak 2012

Bir Kış Yürüyüşü İçin Kurulabilecek En Tehlikeli Cümle

Kar, diz boyunun üzerinde. İlk karda orman yolunu kullanan arazi araçlarının tekerlek izlerine sıkışan yürüyüş gurubunun karda bıraktığı izleri düzelterek dönüş için daha kolay bir kar patikası oluşturmaya çalışıyoruz. İzni sürdüğümüz gurubun deneyimli ve donanımlı olduğu anlaşılıyor. Yürüyüşleri tempolu, adımlar düzgün, kilosu fazla olanların ekibin arkasına düştüklerinde zorlandıkları anlaşılıyor. İzler birden bire bozuluveriyor, onu da […]

Gezi Yazıları
21 Aralık 2011

Tırtılın Ölümü

Çişkara geçidini aşan patika kıvrıla kıvrıla vadinin derinlerine iniyor. Bir sağ, bir sol, dön o yana dön bu yana, başka türlü de inmek mümkün değil. 2850 m. yükseklikle tepe noktasına ulaşan patikayı yayladan yaylaya göç eden insanların yük hayvanları oluşturmuş. Yük taşımak zor; Eskiden yol yapılırken yüklü katırlar kullanılır, izlediği yol güzergâh olarak seçilirmiş. Neden […]

Gezi Yazıları
20 Aralık 2011

Kızıl Geyik

Hava, yağmur yüklü, geceyle düşen sıcaklığın dondurduğu toprak, her adım da ses veriyor. Tepeler, yağmurun oluşturduğu erozyonla şekillenmiş. Derin yarıklar, suyun aşındıramadığı kayaların oluşturduğu uçurumlar ve insanı bıktıran bir çamur.  Yağmurla yıkanan yeryüzünün derinlerinden gelen fosil ağaç parçaları dere yataklarında oraya buraya saçılmış. Milyonlarca yıl öncesinden gelen ağaç gövdelerine, dallarına dokunmak değişik bir duygu. Bir […]

Gezi Yazıları
17 Aralık 2011

Koşulsuz Olmak, Yüreği Adam Akıllı Açmak Zor İş

Yorgunum. Aslına bakarsanız değilim. Yani neler olup bittiğini anlayamıyorum. Bir şeyler eklendikçe hayatıma ya da bir şeyler eksildikçe, kendimi daha bitkin ve yorgun hissediyorum. Bir ayarı da yok ki; şöyle azıcık açsam ısınsa, kapatsam soğusa. Zor iş bunu başarabilmek biliyorum. Gecenin geç saatlerinde içime çöken sessizliğe rağmen derin düşünme sürecine girmek gelmiyor içimden. Yüreğimi açamamaktan […]

Gezi Yazıları
13 Aralık 2011

Kimdi Onlar ?

Ne kadar yaşar ve ne kadar ölürüm, hiç bir fikrim yok. Yaşama içgüdüsü düşüncelerimden uzak tutuyor ölümü. Zamansız uçup giden sevdiklerimden kalan acı, zamanla yorulup buruk anılara dönüşüyor; Arada bir hatırlanan, ve sadece hatırlandıkça canımızın yakan. Yaşamak ne güzel, ne büyülü şey uzak tutuyor bizi ölümden. Sonbahar yapraklarının üzerinde gecenin sisi buza dönüşmüş. Dere yataklarında […]

Gezi Yazıları
6 Aralık 2011

Bırakın O Günün Problemleri de Bir Sonraki Güne Kalsın.

Uçar gibi, kaçar gibi çıkıyoruz doğaya. Ana kucağı gibi şefkatli ve güzel, nasıl da iyi geliyor. Pazartesiden perşembeye kadar ancak yetiyor, keşke daha fazla doğayla iç içe olabilsek. Kentler, beton ormanlara dönüştürüldükçe pek de şansımız yok, en azından şimdilik öyle görünüyor. Eksik olanı doğa da uzun yürüyüşlerle tamamlıyoruz. Bedenlerimizi, en değerli hazinemizi keşfediyor, onlarca yıl […]

Gezi Yazıları
24 Kasım 2011

Hadi Çık Git

Hızla ilerliyor tren. Raylardan gelen sesi dinliyorum. Hadi çık git çık git, hadi çık git, çık git. Gülüyorum halime. Açılan ve kapanan kompartıman kapıları saat başlarını hatırlatıyor. Trende zaman, sesli akıyor.Şehirler köyler, kasabalar, terk edilmiş istasyonlar, inenler, binenler ve derinden gelen ses; Hadi çık git. Kesilip biçilen demir dağları görüyorum, bulanık akan sular, terk edilmiş yollar, […]

Gezi Yazıları
11 Kasım 2011

Kibirli Olmak Denilen Günah

Sonbaharın son deminde açan çiçekleri görmek ne güzel. Siklamenlerin boy gösterdiği gölgelerde renkler, yaşama kattığımız ayrıntılar bütününe benziyor. Güneş, yağmurla yıkanmış gökyüzü, yol kenarlarına kümelenmiş mora çalan renkleriyle çiçekler, adımlarıma eşlik ediyor. Gönül gözü kapalı ne kadar yürüyebilirim? Bilmiyorum. Adımlarıma eşlik eden küçük kaya parçalarında tökezliyorum, tıpkı hayatta olduğu gibi. Düşer miyim? Bilmiyorum. Yaşayıp göreceğim. […]

Gezi Yazıları