Blog

10 Mayıs 2010

Ben Yolundan Çekiliyorum “Sen evimi koru”

Gelincik/Mustela nivalis

Yangının ruhuma bıraktığı izlere bakıyorum. Erimiş porselenler, camlar, karyola demirleri ve küle dönmüş bir yaşam. Şimdilerde çiçeğe dönen otların yeşerdiği duvarlar arasında bir rüzgar dolaşıyor. Çocukluğum mu bu rüzgar? Bilmiyorum.  Aylardır neredeyse yıllardır uğramadığım bu viranenin, ateşten kavrulmuş duvarları bedenimi yakıyor, aklımı yakıyor, kalbimi yakıyor. Boğazıma düğümleniyor rüzgâr, bir hıçkırığa dönüyor dalgalar; engel olmuyorum gözlerimin bu yangını söndürme isteğine. Bir yağmur, bir fırtına ve peşi sıra güneş, bir avuç su alıp çarpıyorum yüzüme denizden. Tuz bastıkça diniyor gözlerime hasretim.

Harabeye dönmüş evi saran otların arasında dolaşanın, rüzgar olmadığını anlamam uzun sürmüyor. Hızlı ve çevik gölge bir hayalet gibi dolaşıyor, odaları tek tek kontrol ederek; bu bir fare avcısı Gelincik-Mustela nivalis.

Aktaş vadisi, hava sakin ve sıcak, güneş yaşam veriyor her çiçeğe. Harabeye dönen yayla evlerinin arasından geçiyoruz. Zamana direnen evler kimsesizliğe dayanmıyor. İnsanın olmadığı evler yaşama küsüyor ve yavaşça terk ediyor bizi.

Yaylayı ikiye bölen küçük dereyi geçen Gelincik kalabalığı görünce donup kalıyor. Hiç kıpırdamadan durduğu kaya onu görünmez yapıyor. Beni daha iyi görmek için ayağa dikildiğinde göz göze geliyoruz.

Harabeye dönen evler ve anıların koruyucusu bu canlıya; önünde saygıyla eğiliyorum diye sesleniyorum. Ben yolundan çekiliyorum “sen evimi koru”

zati erbaş

Gezi Yazıları

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir