Blog

5 Mart 2008

Bir Şehir Ne Kadar Isınır?

Nefes almak için pencereleri açmak artık tehlikeli olmaya başladı. Temiz hava yerine zehirli atıklarla harmanlanmış toz, gürültü ve kötü kokulardan başka bir şey girmiyor evlerimize. Hava akımlarını engelleyen mahalleler kurup beton bahçeler ürettik durmadan. Balkonumuz, karşı balkonun güzelliğini görmekten öteye gitmeyen bir görüş açısına sahip. Yaya kaldırımlarını yenilerken çaktırmadan kestiğimiz ağaçlar yüzünden kuşlar da terk ediyor bizi. Düşünsenize kuş seslerinin olmadığı bir dünyayı; olmayacak çünkü yuva yapacak yer yok.

Şehir plancıları ne iş yapar diye düşünüyorum? Bir dostum, “biz planlarız belediyeciler yapar” demişti, doğruymuş. Bulvarda yeni açılan yoldan vızır vızır giden araçları gördükçe korkum ikiye katlanıyor. Kenti kimin için yapıyorlar acaba, benim için mi? Otomobiller için mi? “Birkaç ağaç feda etmekle kent ölmez” diye düşünenler, beton saksılara diktikleri ağaçları yaşatmaya çalışıyorlar. Kent beton bir örtüyle kaplanıyor, soluk alması engelleniyor ve yavaşça ölüyor.

Güneş bu kenti ne kadar ısıtıyor. Bu kentin sıcaklığı beton örtüler arttıkça artacak. Güneşten dünyaya radyasyon yani ışıma yolu ile gelen enerji, yeryüzünde bir yılda tüketilenin yaklaşık 10.000 katıdır. Pratik olarak, yeryüzüne ulaşan güneş ışığının m2 ye 1000 Watt değerinde düştüğü kabul edilir. Gündüz 1°C sıcaklık ışıma nedeniyle  geceye 6°C olarak yansıyacak . Nasıl soğutacağız suyla mı? Sanmıyorum çünkü barajlarda içmek için bile yeterli miktarda su yok. “Hava akımları var” diyenler, beton bir orman haline dönüşen yerleşim alanlarında  rüzgarın olmadığını görecekler.

Bu kent yeşil alanları yok edildikçe yok olacak. Kentlere sahip çıkmak ağaçlara, suya, kuşlara, oksijene, çiçeklere, böceklere, kelebeklere sahip çıkmak demektir. Bunu sahiplenmeyi başaramazsak,  yaşamak çok zor olacak.

zati erbaş

Genel, Gezi Yazıları

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir