Blog

27 Eylül 2017

Karatavuk

Kışın poyraz rüzgarı estimi, yeni yetmenin, ilk traşında yüzünü jiletle kesmesi gibi yakar yüzünüzü; Yakar da, farkına varamazsınız. Vardığınızda da, iş işten geçmiştir. Çizik çizik, çatlak çatlak, kuru toprağa döndürür adamı. Poyrazı da, Karayeli de bir başkadır, Yason burnun. En çok, yıldızlı hava esti mi korkutur adamı. Koskoca karadenizi, Ordulu Mustafa pehlivan gibi alır omuzuna […]

Gezi Yazıları
9 Ekim 2012

Neler Oluyor

neler oluyor bana neler oluyor her sabah beşer onar ölüyorum zati erbaş

Şiir
14 Nisan 2012

Kuş Kadar Olmak

Kızılay da karşıdan karşıya geçmeyi beklerken, sağ omzum, ben istemesem de öne doğru pozisyon alıyor. Bir seferde düzgün geçsem ne olur. Herkes kendi sağından yürüse, çarpışmasak, sürtünmesek, geçiş üstünlüğü kimde diye bocalamasak, sinirlenmesek, sinirimiz midemize vurmasa, olmaz mı? Olmaz! Bu sorunun cevabı olmaz. Neden mi? Olmaz kardeşim, biz istediğimiz yerden geçeriz. İstediğimiz gibi davranırız. Boğazımızı […]

Gezi Yazıları
21 Mart 2012

Rüzgâr, Bir Tek Rüzgâr Kaldı Aklımda, Pır Pır Eden Yelkenin Omuzladığı.

Yelkende iki gün: Bölüm 8 Denize demir kazıklar çakılarak yapılmış ahşap iskelenin bağlı olduğu salaş lokantaya doğru yürüyorum. Kimseciklerin olmadığı izbe görünümlü lokanta, yağda kızarmış üç günlük balık gibi kokuyor. Saatler süren denizle boğuşmanın getirdiği sallantı bir anda durunca sallanmayan bir zeminde ayakta durmakta güçlük çekiyorum. Liman sakin olsa da açık denizdeki çalkantı tekneyi ceviz […]

Gezi Yazıları
8 Mart 2012

Rüzgâr, Bir Tek Rüzgâr Kaldı Aklımda, Pır Pır Eden Yelkenin Omuzladığı.

Yelkende iki gün: Bölüm 7  08.03.2012 Deniz, köşeye sıkıştırılmış bir kedi gibi hırçın. Bumba, üzerine çıkan Erol kaptanı da, destek vermeye çalışan Sefa kaptanı fena hırpalıyor. Erol kaptan Bumbanın üzerinde at terbiyecisi gibi duruyor, bumba sarsılıyor, gacırdıyor, silkiniyor ama kaptanı üzerinden atamıyor. Volkandan gelen sesle irkiliyorum “Tanrım buradan nasıl kurtulacağız” İçimde yükselen kahkahaya engel olamıyorum. […]

Gezi Yazıları
6 Mart 2012

Rüzgâr, Bir Tek Rüzgâr Kaldı Aklımda, Pır Pır Eden Yelkenin Omuzladığı.

Yelkende iki gün: Bölüm 6 Acıkmış biri için peynir ekmek, dünyanın en lezzetli yemeği gelebilir; Deniz sizi bir beşikte sallamıyorsa. Sallıyorsa o zaman işiniz biraz zor demektir. Lokmaları hızla yutuyorum. Birer gofret isteyen var mı? Var tabi ki olmaz mı? Yemek üzeri tatlı keyfimi yerine getiriyor. Birer dilim de deveci armudu hiç fena olmazdı. Dolu […]

Gezi Yazıları
3 Mart 2012

Rüzgâr, Bir Tek Rüzgâr Kaldı Aklımda, Pır Pır Eden Yelkenin Omuzladığı.

Yelkende iki gün Bölüm 5 Çocukluğum Karadeniz’in bir balıkçı köyünde geçti. Evimizin altındaki küçük koya palamut zamanı kırk-elli küçük balıkçı teknesi demirlerdi. Palamut çaparileri bağlanırken anlatılan balıkçı hikâyeleriyle büyüdüm ben. Bir oltada yakalanan altmış palamut’un balıkçının omzuna verdiği yükü yaşayarak öğrendim. O zamanlar büyük balıkçı tekneleri yoktu. Her şey daha yavaş yaşanır, deniz de yol, […]

Gezi Yazıları
2 Mart 2012

Rüzgâr, Bir Tek Rüzgâr Kaldı Aklımda, Pır Pır Eden Yelkenin Omuzladığı.

Yelkende iki gün Bölüm 4 Rüzgar, bir topaç gibi dönerek yağmuru bulduğu boşluklardan, ellerime, yüzüme gözüme sokuyor. Ankara’daki kardan kaçarken burada yağmura yakalanmak hiç hoş değil.Biri içimden geçeni mi dinliyor nedir? Rüzgâr birden bıçak gibi kesiliyor. Tanrı beni dinliyor olmalı. Oysa bunun tam tersinin olduğunu rüzgârın uykuya daldığını ve güç topladığını, gün doğunca yaşayarak öğreneceğim. […]

Gezi Yazıları
1 Mart 2012

Rüzgâr, Bir Tek Rüzgâr Kaldı Aklımda, Pır Pır Eden Yelkenin Omuzladığı.

Yelkende iki gün Bölüm 3 Uyku ve uyanıklılık arasında geçen saatler, eklemlerime iyi geliyor. Marinada demirli onlarca yelkenli direğinden çıkan ses martıların kanat seslerine andırıyor. Yarı aralık göz kapaklarımda bin bir hayal dolaşıyor  “Atlantik okyanusunu geçebilsem”  ne güzel olurdu. Günler süren okyanus yolculuğuna dayanabilir miydim acaba? Ya da rüzgârsız bir okyanusta, günlerce hapis kalmaya, kim […]

Gezi Yazıları
29 Şubat 2012

Rüzgâr, Bir Tek Rüzgâr Kaldı Aklımda, Pır Pır Eden Yelkenin Omuzladığı.

Yelkende iki gün Bölüm 2 Küçük taburelerin çoğunluğu teşkil ettiği cami kenarı çay ocağında, bizi otogardan beri takip eden sokak köpeğine, ayırdığım iki lokma böreği ikram ediyorum. Vay be böreğe bakmıyor bile, sanırım börek almadan ona sorsam iyi olacakmış. Tok olmanın keyfi bambaşka, iki çay alabilir miyiz?  Kıyıda köşede kalmış tek tük esnafa çay dağıtan […]

Gezi Yazıları