Doğa Okulu

30 Mayıs 2011

Kızböceği / Zygoptera – Damselflies

Vadide akan dereyle coşan otsu bitkiler, neredeyse belime kadar geliyor. Sudan yükselen buğu, otların üzerine konuyor ve suya dönüşüyor, her yer ıslak. Güneşin, arada bir yüzünü göstermesiyle oluşan alamuk (nemli ve boğucu hava) soluk almayı güçleştirse de hiç şikâyetçi değilim. Baharı böyle bereketli ve coşkulu yaşama şansını çoğu zaman yakalayamıyoruz. Dere kenarlarında boylanan otların kimi […]

Doğa Okulu
20 Mayıs 2011

Boynuzlu Engerek / Vipera Ammodytes

Amma da burnu büyük adamsın, kurumundan geçilmiyor. Çocukken, sadece burnu büyük adamların kurumlanarak gezdiklerini düşünürdüm, meğer gerçek hiçte öyle değilmiş. Kurumlanmak; kasılarak, gururlanarak yürümek anlamına gelirmiş. Şimdi anlıyorum evin bahçesinde dolaşan horozun neden ikide bir yan yan yürüdüğünü. İyi de bu kasılmayı gururlanmayı sağlayan şey nedir? Tek kelime “Güç” evet bu sorunun cevabı güçlü olmakta […]

Doğa Okulu
19 Mayıs 2011

Şeritli Engerek / Montivipera Xanthina

Yılan, yılan, yılan; adrenalin, korku, çığlık ve bastırılması gereken bir öldürme isteği. Kalp atışımız ne kadar uzak duruyorsak o kadar yavaşlıyor. Elimize geçen bir kaya ya da sopa, bir silaha, bir öldürme aracına dönüşüyor. Yaprakların arasında gizlenen sürüngen için bu trajik rastlaşma çoğunlukla ölümle sonlanıyor. Peki, neden öldürüyoruz? Neden bu kadar öfkeliyiz bu canlılara karşı? […]

Doğa Okulu
23 Mart 2010

Gps: Küresel Yön Bulma Aygıtlarının İbresi

Kuzey, Güney, Doğu ve Batı değişmez Güneşin elleri dokundukça toprağa, her yerden yaşam fışkırıyor. Binlerce güzellik doğuyor, doğuyor ve ölüyor. Baharın çiçekleri çok vefasız, açıyor ve dönüşüyorlar toprağa. Kelebekler, güneşin ellerine bırakıyor kanatlarını ve güneş, büyülü bir güce dönüşüp, değiştiriyor her şeyi. Artık her şey, çok daha güzel, daha büyülü, daha sıcak ve sessizlik zamanı, […]

Doğa Okulu
16 Mart 2010

Kartal, Tilki, Fare ve Yaşam Döngüsü

Doğa kitabının sayfalarından Geniş düzlüklerdeki yollar, alt geçitler, tüneller, trafiğin oldukça yoğun olduğunu gösteriyor. Karın etkisiyle yere yatan otların, dalların ve taşların arasından geçen bu ulaşım ağı toprağın derinliklerinde yer alan bir şehre ulaşıyor. Şehrin sakinleri ortalıkta görünmüyor. Yaşam izinin olmadığı, terk edilmişliğin hâkim olduğu bu alandaki yollar, karların erimesiyle su kanallarına dönüşmüşler. Su yavaşça […]

Doğa Okulu
9 Şubat 2010

Doğa Yürüyüşlerinde Dört Noktalı Dinlenme Pozisyonu

Her adım, kalbinizin vuruş şiddetini arttırır. Küt küt küt. Neden bu kadar hoyratça çalışmaya başlar ki durup dururken. Altı üstü bir yokuştur tırmandığınız. Yaşamda karşılaştığınız her problemde de aynı tepkiyi verir kalbimiz aslına bakarsanız. Aşık olursunuz, başlar çırpınmaya, korkuda, hüzünde, doğumda ve ölümde çırpınır durur. Aslında çok basittir sorunun cevabı, enerji ihtiyacı. Enerji ihtiyacını çokluğu, […]

Doğada Yürüyüş
2 Şubat 2010

Kar, Doğanın Tehlikeli Güzelliği

Bulutları fotoğraflamak için geriye dönüyorum. Turkuvaz mavi gökyüzü ve bulutlar ve soğuk iç içeler. Mutlu olmanın tam zamanı diyorum. Bir kareye hapsediyorum soğuğun güzelliğini. Dönerken gözüme isabet eden kartopu, canımı yakıyor. Fotoğraf makinesini indirip, gözümü temizliyorum. Lanet olsun, canım çok yanıyor. Kıpırdayamıyorum acıdan. Birkaç dakika hareketsiz kalıyorum. Yavaşça gözümü açıyorum. Acıdan büzülmüş dudaklarını görüyorum kartopu […]

Doğada Yürüyüş