Gezi Yazıları

6 Mart 2012

Rüzgâr, Bir Tek Rüzgâr Kaldı Aklımda, Pır Pır Eden Yelkenin Omuzladığı.

Yelkende iki gün: Bölüm 6 Acıkmış biri için peynir ekmek, dünyanın en lezzetli yemeği gelebilir; Deniz sizi bir beşikte sallamıyorsa. Sallıyorsa o zaman işiniz biraz zor demektir. Lokmaları hızla yutuyorum. Birer gofret isteyen var mı? Var tabi ki olmaz mı? Yemek üzeri tatlı keyfimi yerine getiriyor. Birer dilim de deveci armudu hiç fena olmazdı. Dolu […]

Gezi Yazıları
3 Mart 2012

Rüzgâr, Bir Tek Rüzgâr Kaldı Aklımda, Pır Pır Eden Yelkenin Omuzladığı.

Yelkende iki gün Bölüm 5 Çocukluğum Karadeniz’in bir balıkçı köyünde geçti. Evimizin altındaki küçük koya palamut zamanı kırk-elli küçük balıkçı teknesi demirlerdi. Palamut çaparileri bağlanırken anlatılan balıkçı hikâyeleriyle büyüdüm ben. Bir oltada yakalanan altmış palamut’un balıkçının omzuna verdiği yükü yaşayarak öğrendim. O zamanlar büyük balıkçı tekneleri yoktu. Her şey daha yavaş yaşanır, deniz de yol, […]

Gezi Yazıları
2 Mart 2012

Rüzgâr, Bir Tek Rüzgâr Kaldı Aklımda, Pır Pır Eden Yelkenin Omuzladığı.

Yelkende iki gün Bölüm 4 Rüzgar, bir topaç gibi dönerek yağmuru bulduğu boşluklardan, ellerime, yüzüme gözüme sokuyor. Ankara’daki kardan kaçarken burada yağmura yakalanmak hiç hoş değil.Biri içimden geçeni mi dinliyor nedir? Rüzgâr birden bıçak gibi kesiliyor. Tanrı beni dinliyor olmalı. Oysa bunun tam tersinin olduğunu rüzgârın uykuya daldığını ve güç topladığını, gün doğunca yaşayarak öğreneceğim. […]

Gezi Yazıları
1 Mart 2012

Rüzgâr, Bir Tek Rüzgâr Kaldı Aklımda, Pır Pır Eden Yelkenin Omuzladığı.

Yelkende iki gün Bölüm 3 Uyku ve uyanıklılık arasında geçen saatler, eklemlerime iyi geliyor. Marinada demirli onlarca yelkenli direğinden çıkan ses martıların kanat seslerine andırıyor. Yarı aralık göz kapaklarımda bin bir hayal dolaşıyor  “Atlantik okyanusunu geçebilsem”  ne güzel olurdu. Günler süren okyanus yolculuğuna dayanabilir miydim acaba? Ya da rüzgârsız bir okyanusta, günlerce hapis kalmaya, kim […]

Gezi Yazıları
29 Şubat 2012

Rüzgâr, Bir Tek Rüzgâr Kaldı Aklımda, Pır Pır Eden Yelkenin Omuzladığı.

Yelkende iki gün Bölüm 2 Küçük taburelerin çoğunluğu teşkil ettiği cami kenarı çay ocağında, bizi otogardan beri takip eden sokak köpeğine, ayırdığım iki lokma böreği ikram ediyorum. Vay be böreğe bakmıyor bile, sanırım börek almadan ona sorsam iyi olacakmış. Tok olmanın keyfi bambaşka, iki çay alabilir miyiz?  Kıyıda köşede kalmış tek tük esnafa çay dağıtan […]

Gezi Yazıları
28 Şubat 2012

Rüzgâr, Bir Tek Rüzgâr Kaldı Aklımda, Pır Pır Eden Yelkenin Omuzladığı.

Yelkende iki gün Bölüm 2  Rüzgâr, bir tek rüzgâr kaldı aklımda, pır pır eden yelkenin omuzladığı. Hadi tekne transferine gidelim dedi Sefa kaptan. Gidelim özledim denizi. Neden içimi ürpertiyor yolculuklar bilmiyorum. Belki, bilinmezlik yüklü oldukları içindir. Belki de yolculukların yaşanmışlıklarının yaşamımı daha da anlamlı kılması. Kızılay yer altı treninde aynı vagondayız, ama ne ben görüyorum […]

Gezi Yazıları
24 Ocak 2012

Bir Kış Yürüyüşü İçin Kurulabilecek En Tehlikeli Cümle

Kar, diz boyunun üzerinde. İlk karda orman yolunu kullanan arazi araçlarının tekerlek izlerine sıkışan yürüyüş gurubunun karda bıraktığı izleri düzelterek dönüş için daha kolay bir kar patikası oluşturmaya çalışıyoruz. İzni sürdüğümüz gurubun deneyimli ve donanımlı olduğu anlaşılıyor. Yürüyüşleri tempolu, adımlar düzgün, kilosu fazla olanların ekibin arkasına düştüklerinde zorlandıkları anlaşılıyor. İzler birden bire bozuluveriyor, onu da […]

Gezi Yazıları
21 Aralık 2011

Tırtılın Ölümü

Çişkara geçidini aşan patika kıvrıla kıvrıla vadinin derinlerine iniyor. Bir sağ, bir sol, dön o yana dön bu yana, başka türlü de inmek mümkün değil. 2850 m. yükseklikle tepe noktasına ulaşan patikayı yayladan yaylaya göç eden insanların yük hayvanları oluşturmuş. Yük taşımak zor; Eskiden yol yapılırken yüklü katırlar kullanılır, izlediği yol güzergâh olarak seçilirmiş. Neden […]

Gezi Yazıları
20 Aralık 2011

Kızıl Geyik

Hava, yağmur yüklü, geceyle düşen sıcaklığın dondurduğu toprak, her adım da ses veriyor. Tepeler, yağmurun oluşturduğu erozyonla şekillenmiş. Derin yarıklar, suyun aşındıramadığı kayaların oluşturduğu uçurumlar ve insanı bıktıran bir çamur.  Yağmurla yıkanan yeryüzünün derinlerinden gelen fosil ağaç parçaları dere yataklarında oraya buraya saçılmış. Milyonlarca yıl öncesinden gelen ağaç gövdelerine, dallarına dokunmak değişik bir duygu. Bir […]

Gezi Yazıları
17 Aralık 2011

Koşulsuz Olmak, Yüreği Adam Akıllı Açmak Zor İş

Yorgunum. Aslına bakarsanız değilim. Yani neler olup bittiğini anlayamıyorum. Bir şeyler eklendikçe hayatıma ya da bir şeyler eksildikçe, kendimi daha bitkin ve yorgun hissediyorum. Bir ayarı da yok ki; şöyle azıcık açsam ısınsa, kapatsam soğusa. Zor iş bunu başarabilmek biliyorum. Gecenin geç saatlerinde içime çöken sessizliğe rağmen derin düşünme sürecine girmek gelmiyor içimden. Yüreğimi açamamaktan […]

Gezi Yazıları