Blog

14 Ekim 2009

Çiyan / Centipede

Güneş eskisi bir zaman, garip bir sessizlik hâkim her yana. Kuşlar son kırıntılarını topluyor ormanın. Rüzgâr, toprağa taşıyor yaprakları. Hava kuru, nem yok. Yağmuru bekliyor orman çürümek için. Her şey çürüyecek ve sadece tohumlar kalacak bir sonraki mevsime. Yaşam, çürümüşlükten doğacak.

Orman tabanında bir gölge gibi dolaşıyor Çiyan.  Çürümekte olanın içerisinde; Her dal parçasını, her taşın, her yaprağın altını kontrol ediyor. O bir avcı,  küçük böcekleri, solucanları arıyor. Zayıf olanı arıyor yaşam döngüsüne geri kazandırmak için.

Elimi uzatıyorum, saldırgan bir davranış sergileyerek kendini savunuyor. Şaşırtıcı bir görünüme sahip, savunma durumuna geçtiğinde ileri geri hareket ederek başını gizliyor. Dokunmak için uzattığım çubuğa saldırıyor. Çeneleri ve ön ayaklarıyla çubuğu yakalıyor ve ısırıyor. Zehir bir çubukta etkisiz, küçük bir çocuk için dikkat gerekiyor. Ben gittikçe, sakinleşiyor, uzun ince antenleri düzelterek uzaklaşıyor. Ve orman tabanında görünmez oluyor.

İnsan değişiyor, hayatta kalma becerisine çürümüşlüğü de ekleyerek.  Duygular çürüdükçe, insan hayatta kalıyor. “Biz sizi kendimize benzer surette yarattık diyor” Tanrı. İnsan sevgiyi ve dünyayı yok ederken kime benziyor? Bilmiyorum.
zati erbaş

Gezi Yazıları

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir