Blog

18 Nisan 2011

Çizgiden Boşluğa Baktım

Hava soğuk. Topuğumla parmak uçlarıma basarak oluşturduğum köprüde yürüyorum; Mutfaktan yemek aşırmaya gelmiş bir fare gibi. Enikonu bir bardak su içeceğim. Dondum yalınayak. Terliklerim nerede? Yorgunum dünden, bir önceki günden ve diğerlerinden. Nedenini bilmeden yorgun olmak, hayra alamet bir şey midir? Bilmiyorum.

Bazı sabahlar, odamı havalandırmak bile gelmiyor içimden. Koyu, kıvamlı, ağır bir havada uyumaktan olabilir mi yorgunluğum? Bilmiyorum. Geçmişi solumak gibi, geceden arta kalan havada nefes almak. Sizin de içiniz bulanır mı bazen, dünle, bu gün arasında. Benim bulanıyor son zamanlarda.

Birazdan, usul usul yağan yağmurda yıkanmaya gideceğim. Suya doymuş bir toprak gibi kabartacağım aklımın derinliklerini. Çürümeye yüz tutmuş onca şeyi, derinlere gömecek ve yeni düşler ekeceğim yerlerine. Ben bahçıvan değilim, belki hata yapacağım. Kimini erken ekeceğim düşlerimin, kimini geç. Kimi kuruyacak zamansızlıktan, kimi çiçek açacak kucak dolusu.Belki de geç kalacağım yaşamak için. Deneyeceğim, yanılacağım.

Hava soğuk. Havada asılı ipince bir çizgide yürüyorum. Düşmemek için düzende kalmak ne kötü. Sahi, düşsek nereye düşeceğiz? Yolun sonunda ne var? Soru sormadan, cevap aramadan yürümek, deli işi değil, akıllı işi. Evet, akıllı işi, sadece deliler soru sorar ve sorularına cevap arayabilir.

Çizgiden boşluğa baktım başım döndü. Yüzüne baktım başım döndü. Bıraktım kendimi boşluğa.

zati erbaş

Gezi Yazıları

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir