Blog

7 Mayıs 2009

Çocuk ve Doğa Gezileri

Çocuklar için doğa eğitimi sonrası izlenimler

Uzun zamandır dağ, dere, çadır resimleri çizip rengârenk boyuyorduk . Gittiğim yerleri anlatıp “hayal et” diyordum. Bu yüzden Zati’ nin “Küçük Gezginler Doğa Eğitimi” konulu etkinlik iletisini okur okumaz heyecanlanıp aradım. “Kaplumbağa, tavşan, böcek görmek ister misin?”. “Çok isterim halacığım” dedi.

Büşra… 5,5 yaşındaki prensesim. Zati’ yi arayıp Büşra ile bu geziye çok heveslendiğimizi fakat yaşı küçük diye endişelendiğimi söyledim. İçimi rahatlatmasının ardından etkinlik planına başladım.

zati erbaş doğa okulu Küçük Gezginler ekibi ile sabah 10.00’ da Panora Kavşağı’ nda buluşacaktık. Büşra’ nın sabah geç uyandığını bildiğim için erken kalkıp hazırlanmasını tembihledim bir akşam öncesinden. Sabah 8.00’ de aradı, “nerde kaldın halacım, beni unuttun mu yoksa? beni almadan gidersen kendim giderim, sonra da seni gelir pataklarım” dedi. Beğenmediği için spor ayakkabılarını giydiremedik, sevdiği beyaz ayakkabıları konusunda ısrar etti.

Hala-yeğen geç kaldık düşüncesi ile panik halinde Panora Kavşağı’ na geldik ve ekiple buluştuk. Diğer çocuklar Büşra’ dan daha büyüktü.Zati, patikalardan Eymir’e ineceğimiz söyleyince “eyvah, bizimki tıfıl kaldı, yürüyemez o kadar yolu” diye düşündüm. “Büşra yorulunca biz yarı yoldan dönebiliriz eğer izin verirseniz” dedim. Zati bunun mümkün olmadığını ve Büşra’nın sorun olmayacağını söyledi.

Çocuklara kahvaltı edip etmediklerini sordu Zati yürüyüşe başlamadan poğaça ve meyve suyu ikram etti. Hazırlanan yiyeceklerin yürüyüşten önce yenmesini zorunlu koştu. Normal zamanlarda hiçbir şey yemeyen Büşra, poğaçanın hepsini ağzına tıkıştırıp yan gözle de bir yandan Zati’ ye baktı. Nasıl da yedi içti, şaşırdım kaldım.

Yürüyüş Zati önde, çocuklar ardında, anne, baba ve halalar daha arkada olmak üzere başladı. Yürüyüşün ilk kısmında hayvanların çamur üzerine bıraktığı ayak izleri, köstebekler tarafından kabartılmış toprak öbekleri, köstebek çukurları incelendi. Anneler kaçışırken, çocuklar büyüyünce kelebeğe dönüşecek bir tırtılı ellerine alıp incelediler, incitmeden. Yolumuzun üzerinde, üstü başı toprağa bulanmış bir kaplumbağayı eline aldı Zati. Evimize gelip kolumuzu bacağımızı çekiştiren, evimizi karıştıran bir yabancıdan nasıl korkuyorsak onun da bizden aynen böyle korktuğunu, bizi kendisinden uzak tutmak için kaka yaptığını anlattı. Tam o sırada kaplumbağa da sarı kakasını yapıp onu doğruladı.

 

Daha ileride kabuğu taş atılıp yarılmış (neyse ki sonradan iyileşmiş) başka bir kaplumbağa ile karşılaştık.Çocuklar doğadaki canlılara zarar vermenin nelere yol açtığını öğrendi. Sonra bir tüy yumağı buldu, bunun bir tavşana ait olduğunu söyledi Zati. Büşra hemen atladı, çekingen ama mutlu, gözlüklerini kaldırıp gülümseyerek “tavşan görürsem kucağıma alacağım onu” dedi. Zati de “buradaki tavşanlar senin kadar Büşra’cığım, kucağına alamazsın” diye güldü.

Sonra bir sıvacı kuşu ve tilki yuvasını da gösterdi. Eline alıp incelenmesine izin verdiği örümcek, böcek, kertenkele, taşı kaldırıp altında görmemizi istediği karınca yuvaları, kırkayak… Büşra Zati’ nin anlattığı, gösterdiği her şeyi çok büyük bir dikkat ve ciddiyetle dinledi, izledi. Konuştuğum zaman beni susturdu “öğretmenimiz konuşuyor, susar mısın halacım” .

Etkinlik bitip de sertifikaların dağıtılacağı, hatıra fotoğraflarının çekileceği göl kenarına giderken Zati yolda bir kenara atılmış, ucunda hâlâ iğnesi bulunan bir balık misinası buldu. “Ne kadar tehlikeli bir şey bu, gördünüz mü, kuşlara, kaplumbağalara, insanlara ne kadar zarar verir , böyle ortaya atılmış hiç düşünülmeden, çöpe atmak lazım bunu diye” yüksek sesle kızıp anlatmaya başladı etrafına bakınarak. Ben pek anlamamıştım. İlk aşamada konunun önemini pek kavrayamadım sanırım. Etkinlik sonu sertifikasını aldığında gözlerinin içi gülüyordu. “Odama asacağım ben bunu” dedi, bana emanet bile etmedi.

 

Eve döndüğümüzde “Akşam ayakların ağrıyabilir, benim de etkinliğe gelen ablaların da ayakları ağrıyacak ” Büşracım dedim. Akşama yatmadan annesine ve babasına gördüğü her şeyi anlatmış, çok sevdiğini hep gitmek istediğini söylemiş.

 

Ertesi gün Büşra ile parkta oynuyorduk. Büşra birden kenarda plastik topların dışında bulunan bir filenin koparılıp kenara atılmış olduğunu fark etti ve eline alıp etrafa bakınarak bağırmaya başladı. “Ne kadar tehlikeli bir şey bu, ne kadar tehlikeli, kuşların çocukların ayağına takılabilir halacığım ne kadar tehlikeli” diye. Neden sesini yükselttiğini anlamadım önce, tamam Büşra’ cığım niye bağırıyorsun anladım dedim, ama devam etti etrafa bakıp bakıp, sonra da eline alıp çöpe attı. Sonra anladım neden böyle bir tepki verdiğini ve çok güldüm.O, Zati’nin ucunda olta iğneleri olan ve yola atılan misina yumağına verdiği tepkiye benzer bir tepki veriyordu.

Çocuklar sandığımızdan daha fazla şeye dikkat ediyor ve tepki gösteriyorlar. Onlar söz konusu olduğunda daha dikkatli olmamız ve onlara daha güzel bir dünya bırakmak için daha çok çaba harcamamız gerektiğini anladım. Çocuklar konusunda bu kadar hassas, duyarlı ve eğitici olmaya çalışan Zati Erbaş’a bir kez daha teşekkür ediyorum.

Tuba Özlen

Doğa ve Çocuk

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir