Blog

8 Mart 2008

Doğa Yürüyüşlerinde Tehlikeli Karşılaşmalar

Dışarıda daha serin bir hava bekliyorum. Sıcağın ve güneşin etkisiyle gözlerimi kısıyorum. Bu mevsimde buraların bu kadar kuru olabileceğini düşünmemiştim. Yürüyüş parkurunu bilen arkadaşlarımızla bakışıyoruz, hepsi endişeli hepsi mutsuz. Düşünceleri sözlerine yansıyor; “burayı hiç bu kadar kuru görmedik”. Endişeler ormanın derinliklerine doğru ilerledikçe, daha da artıyor. Ağaçların altındaki kuru yapraklar çıtır çıtır, ormanda nemden eser yok. Tepelerde oluşan heyelan selle birleşince dere yatağını hallaç pamuğu gibi altüst etmiş. Yükseldiğimiz yolda bahar çiçeklerinden eser yok.

Ağaçların arasından gelen çatırtı ve seslere kulak kabartıp, “yaban domuzları mı acaba?” diye düşünürken; vadilerde yankılanan homurtu ve böğürtü, bizden hızla uzaklaşanın kim olduğunu anlamamızı sağlıyor. Muhtemelen yavrulu bir dişi ayı, uzak durmamız gerektiğini anlatan bir sesle, böğürüyor. Gurubu toplayıp bir arada olmalarını sağlıyorum. Her hangi bir saldırı durumunda topluca gürültü yapmaktan başka bir savunma yöntemi yok. Bireysel karşılaşmalarda ayının gözlerinin içine bakmadan geri çekilmek veya ölü taklidi yapmak da başka bir pasif savunma yöntemi. Karşılaşma gürültülerin uzaklaşmasıyla tehlikesizce sona eriyor. Yaşam alanları hızla daralan bu hayvanlarla bir sonraki karşılaşmamız umarım bu kadar sorunsuz geçer. Onların yaşam alanlarına yapılan eğlence amaçlı geziler tehlikeli karşılaşmalar riskini arttırıyor. Unutmayın onlar sadece yaşamaya ve yavrularını büyütmeye çalışıyor.

zati erbaş

Doğada Yürüyüş

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir