Blog

4 Şubat 2009

Doğaya Dönüş Bilinçli Bir Tercih mi?

Karmaşık bir yaşamımız var. İç içe geçmiş olumsuzluklar toplamı ilişkiler. Başı ve sonu iki tarihten öteye gitmiyor yaşamak adına yaptıklarımız. 1900’ de doğdu ve 2001’ de öldü. Ne kadar acımasızca bir söylem.

Her şeyin farkındayız. Yaşamın. Ölümün. Sonsuzluğun. Vaat edilen toprakların. Sonsuz huzur hiç de fena olmazdı. Biz yaratabilir miydik tüm bunları? Çaba göstermiyor değiliz de hani. Bedenlerimizi kopyalıyoruz, sonsuzluğa uzanmak için. Anılarımızı da kopyalayabilseydik bedenlerimiz gibi harika olurdu? Sonsuza dek anı biriktirmekten daha güzel ne olabilir ki? Düşlerimiz gerçeğe dönüşür müydü? Bilmem, ama sıkıcı olacağı kesin. Dolmak boşalmak bilmeyen bir çöp kutusuna dönerdi yaşamak dediğimiz şey.

Başımızı kollarımızın arasına alıp derin bir nefes çekiyoruz içimize. Ohhh. Koku başımızı döndürüyor. Ağaçların kokusu, toprağın, çiçeklerin, tozun. Çürümüş yaprakların kokusu, rüzgârın, bulutların. Yaşamın kokusu, yaşadım diyebilmenin. Yenilenmenin kaynağına yaptığımız yolculuk sür git hale geliyor. Doğa bizi sarıp sarmalıyor.

Oysa bu seçimi bilincimizle yapmıyoruz. Çünkü aklımız karmakarışık, yaşamak dediğimiz şeyden. İşten güçten, çocuklardan, tatillerden, güçlü olma isteğimizden, fırsatçı yanımızdan. Hastalıklı bir akıl, hastalıklı bir yaşam doğuruyor. Ve biz, anlam yüklediğimiz her şeye “yaşamak” diyoruz. Oysa yaralanan, çürüyen insan aklımız, karşı duruyor bize; iyileşmek, doğadaki insana dönmek istiyor. Bu tercihi bizim yerimize aklımız yapıyor. Yaşamayı öğreniyoruz insan yanımızla.

Doğaya dönüş bilinçli bir tercih değil insan için. Bilinçaltımızın kendini iyileştirme isteği…

zati erbaş

Doğada Yürüyüş

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir