Blog

5 Haziran 2010

Düş Kuramamaktan Sıkıldım. Şimdi Gitmem Gerek.

Hasan Dağı’nda zirvede uyumak

Dört dönüyorum odanın içerisinde, oraya buraya saçılmış eşyaların tutsaklığından kurtulmalıyım. Nefes almak zor, gerçekten çok zor; Pencereyi açıyorum, hava demir parmaklıklardan süzülüp doluyor ciğerlerime. Düş kuramamanın ne demek olduğunu biliyor musun? Nefes alamamaktır düş kuramamak, tut nefesini ve say, göreceksin, ölüme yakındır düşsüz yaşamak.

“Bu benim gerçeğim”

Düşsüz kelimeleri çıkarıyorum hayatımdan.  Gerçeklerden sıkıldım, uzaklıklardan, yakınlıklardan, gülümsemeyen gözlerden, vefasızlıktan, gidememekten sıkıldım. Düş kuramamaktan sıkıldım. Şimdi gitmem gerek.

Gözlerimi yatırıp beklediğim uzak yollara gidiyorum. Sararıp solmuş rüzgâr, sararıp solmuş gökyüzü ve çiçekler yenik düşmüş çoktan zamana. Hızla akıyor demirden ve çelikten zaman ve ben uzaklaşıyorum tutsaklığımdan.

Bomboş bakarken uzaklara, seni bulmak ne kadar güzel ve ne kadar büyülü biliyor musun? Yolculukları büyülü ve sonsuz yapan şey, aşkın ta kendisi ve yüreğime eklediği düş bazlık.

Adım adım yükseliyor kalbimin atışı. Attığım her adım taşıyor beni dağın en yüksek yerine. Zor ve meşakkatli bir yolculuk bu, zor ve her daim kendime yaptığım. Kalbimin atışını bedenimin her yerinde hissettiğim an, varıyorum düşlediğim yere; Soyunuyorum üzerimde ne varsa ve bağır bağır bağıran kalbime diyorum ki; sevildiğini bilmek dünyanın en büyük gücüdür.

Geceyi karşılama vakti. Rüzgâr yorgun ve dingin. Güneş yorgun ve solgun. Kalbim güçlü vuruşlarda ve çok yorgun. Dağ yalnız değil artık. Ben yalnız değilim.

Bir uğultu kaplıyor gökyüzünü baş dönmesine benzer. Sanki kalbimde olan sarıyor gökyüzünü ve ben şaşkınlıkla izliyorum doğanın büyülü gücünü. Güneş batmadan hemen önce, binlerce gece kelebeği geliyor dağın en yükse yerine. Ve ben, son ışıklar çekilinceye kadar gökyüzünden, kelebeklerin dansıyla geçiyorum kendimden. Neden buradalar? Benim için mi geldiler? Bilmiyorum.

Gökyüzünde gülücük kırpıntısı bir ay, yıldızlar; Çepeçevre kuşatan ışıkların tutsaklığında dağ, sen yanımdasın. Yalnız değilim artık.

zati erbaş

05 Haziran 2010

Gezi Yazıları

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir