Blog

22 Ağustos 2008

FOSİL / Deniz kestanesi – Conulus

Karçal dağlarının son geçidi Çişkara’dan Gorgit yaylasına doğru alçalıyoruz. Patikanın çevresini mesken tutmuş kuzu kulaklarının sunduğu ziyafet hepimizi mutlu ediyor.  Fatma, “Geçidi aşarken sis olmasın diye dilek tutmuştum”, “dileğim gerçek oldu”diyor. Hava güzel ve güneşli.  Vadilerden yükselen sis yağmur habercisi ve mevsim değişmeye başlıyor. Yeşim, ağzı kulaklarına varan bir gülümsemeyle, “bak ne buldum” diyor elindeki taşı göstererek, “Bunu eve götüreceğim”. Güneş, yağmur, kar, buz, rüzgar; doğanın heykeltraşlarının ürettiği kalp formundaki kaya parçası hepimizi gülümsetiyor. “Bak bir tane daha”, “yeter” diyorum “ağırlık yapar”. “Diğerini Ali’ye verdim bunu götüreceğim”. “Hani kimseye vermeyecektin”. “Öyle güzel istedi ki sevdiğime götüreceğim dedi” kıyamadım.
22 Ağustos 2008-Artvin

Hava güzel ve güneşli. Toprak yolda sohbet ederek ilerliyoruz. Biçimi diğerlerinden farklı olan taşı almak için yere eğiliyorum. Taşın üzerine yapışan çamur temizlendikçe, yeryüzü tarihinin sayfalarından biri ortaya çıkıyor. 23,8- 5,32 Milyon yıl öncesi. Miyosen dönem. Bir denizin sahilinde, belki de ortasında ya da en derin yerindeyim. Etrafım, deniz kabuklarıyla dolu. İstiridyeler, midyeler, süngerler, mercanlar. Kılıç dişli kaplanın hüküm sürdüğü bir dünya burası. Hava güzel ve güneşli.
14 Aralık 2008-Ankara

Bir doğada yürüyüş sporcusu olarak, Jeolojik zamanlara ilişkin geliştireceğiniz farkındalık; Bir doğa tarihi müzesi görünümündeki ülkemiz değerlerinin  korunması yolunda üretilecek politikalara katkı vermenizi sağlayacaktır.

zati erbaş

Genel

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir