Blog

10 Haziran 2010

Güneşle Konuşmalar 1

Oluncaya dek

Zamanın dışındayım, zaman yok. Çizgilerle bölmüyorum dünyayı. Bir çizgiden diğerine atlamıyor, yaşayamadığım bir şey var mı diye, bakmıyorum geriye. Düşünmüyorum, unuttum mu, unutuldum mu?

Saat kaç? Geç kaldım yaşamaya, diye başlayan bir cümle yok. Daha çabuk, geç kalıyoruz yaşamaya, diye başlayan bir cümle de yok. İzi var ellerimde yokluluğunun, gel.

Bir deniz kuruyorum gözlerimin kıyısına, martılar, balıkçılar ve ayak izleri. Gün doğumunu izlersin belki, belki özlediklerin için yumarsın gözlerini sıkı sıkı, kim bilir? Uzanırsın upuzun boylu boyunca yanıma, sevilmenin keyfini sürersin belki, belki de değil.

Zamanın dışındayım hiç kimse yok.
Olmak için zamana gerek yok.

Tutuşuyor bulutlar. Işık sarıyor her yanı. Karanlığın tutsaklığı, ışığın aydınlığına bırakıyor yerini. Işık çoğaldıkça, yumuyorum gözlerimi. Işığı bekleyip, ışıksız kalmak garip bir çelişki, bütün gece güneşi bekledim hâlbuki.

Yumdum gözlerimi, güneşte karanlık kadar kör ve yalnız. Güneşte en az vefasızlık kadar acımasız.

Kalbimin çırpınışı; karanlıkta ve aydınlıkta, aklımın çırpınışı; karanlıkta ve aydınlıkta, ruhumun çırpınışı; karanlıkta ve aydınlıkta; hiç bitmeyecek.

Oluncaya dek.

zati erbaş

Gezi Yazıları

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir