Blog

24 Kasım 2011

Hadi Çık Git

Hızla ilerliyor tren. Raylardan gelen sesi dinliyorum. Hadi çık git çık git, hadi çık git, çık git. Gülüyorum halime. Açılan ve kapanan kompartıman kapıları saat başlarını hatırlatıyor. Trende zaman, sesli akıyor.Şehirler köyler, kasabalar, terk edilmiş istasyonlar, inenler, binenler ve derinden gelen ses; Hadi çık git.

Kesilip biçilen demir dağları görüyorum, bulanık akan sular, terk edilmiş yollar, köyler. Amansız bir hastalık gibi insan, yayılan, istila eden, tüketen; Neden birbirimize davrandığımız gibi davranıyoruz yeryüzüne? Tanrıya benzer surette yaratıldığımız için mi? Bilmiyorum.
Koca dağın yarı belinde derin bir çizgi, iki makine biri sarı biri kırmızı dağı biçiyor, daha da biçecek. Sonra kurtlar gidecek, kuşlar, tohumlar, yılanlar ve börtü böcek. Yüzümüze çizgiler gibi çizgiler, yeryüzünü tüketecek, sonra biz gideceğiz. Nereye mi? Bilmiyorum.
zati erbaş
Gezi Yazıları

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir