Blog

1 Eylül 2009

Hamsinin döküldüğü yer

Kızgın ağlar yarıyor karnını denizin

1 Eylül 2009 saat 00.01 balıkçı teknelerinde motorlar büyük bir gürültüyle homurdanıyor. Halatları çözün diyor reis. Kaptan, köprü üstünde son hazırlıkları gözden geçiriyor. Açık denizde geçirilecek günler için her şey tamam. Kumanyalar, ilaçlar, su ve daha pek çok şey. Gömleğin sol göğüs cebine konulan fotoğraflar, ısıtacak kalpleri mevsim boyunca. Zaman, dalgalı bir denizin üzerinde dalgalanıp gidecek.

Eskiden, gece yarısı yakamoz, gündüz oynak gözlermiş tayfalar, bulmak için balığı. Şimdi modern zamanların balık bulucuları yapıyor insanın işini. Hey gidi, çocukluğumda çok boldu balık. Hamsi hiç para etmezdi. Gereğinden fazla tutulur, balık unu fabrikalarına taşınırdı, kamyon kamyon. Kamyonlar kaza yapınca döküldüğü yerde çürür gider, günlerce kokar, yanından bile geçilmezdi. İki yıl döküldüğü yerde ot bitmezdi.  Sonra iki adam boyu olurdu oraya dikilen mısırlar. Rahmetli anam sırtında göcekle taşır tarlaya dökerdi. Nimet, oğlum derdi, hayat verir. Hamsinin döküldüğü yerde , domates; kırmızının kırmızısı, patlıcan; morun moru, biber; zümrüt yeşili olurdu. Balık boldu. İnsanın yüzü gülerdi. Balık bitti. Gülen yüzler bitti. Deniz bitti. Şimdi her yer çer çöp olmuş deniz gibi.

Gırgırlar aç kurtlar gibi dolaşıyor yason burnunda. Burası denizin en sığ, balığın geçit yeri. Balık, burada yüzleyecek ve düşecek insanoğlunun eline. Ya oynak yapacak ya da hain kuşlar söyleyecek onların yerini. Deniz, hiç süt liman olmaz buralar da, hep karadır, hep hırçındır. Nasıl hırçın olmasın ki. İnsanoğlu acımasızdır. İnsanoğlu vahşidir ve yaşamasına izin vermez onun. Karadeniz, karadır da acımasız değildir. O bir ana gibi doğurur insanoğlunun ekmeğini. Döker ağlara, hamsiyi, palamudu, istavriti, lüferi. Döker de sofralar şenleri karnımız doyar, yüzümüz güler.

zati erbaş

Gezi Yazıları

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir