Blog

31 Mart 2011

İnce Bir Çizgi

Nereye gittiğini bilmeden, yolculuklara çıkmak gibidir yaşamak, sürprizlerle dolu, bilinmez. Girdiğimiz çıkmaz sokaklar, köşe başları, ağaçların arasındaki belli belirsiz aydınlık, derin bir mağara, her biri farklı bir heyecan. Her taşın altına bakmak gibidir yaşamak, ağır bir yükü kaldırmadan ulaşılmayan. Belki de  kalbimizi  bu kadar doldurması bu yüzdendir.

Güneş altında yaptığım, uzun bir tırmanışta, aklımda gölgeden başka bir şey yoksa ya da rüzgarın hüküm sürdüğü karlı bir dağda, gürül gürül yanan bir sobadan başka bir şey gelmiyorsa aklıma; bilinmezliğinden sıyrılabilir mi bazen? Aklımın beklentilerine ulaştığımda değişir her şey, gölge de yanmak için, sobanın yanında donmak için bir neden bulurum nasıl olsa. Dengesi yoktur yaşamak dediğim şeyin, belki olsaydı bu kadar güzel olmazdı.

Bir sonu olduğuna inanmadan yapılan yolculuktur yaşamak. Ve bu yolculuğu, sadece yüzünde zamanın bıraktığı izlere aldırmayan, bir gezgin başarabilir.

Belli belirsiz bir bulutun tutsaklığındayım, üşüyorum bu günlerde. Aklım hiçbir şeyi, yeni bir yolculuk kadar özlemiyor. Isınmak için sırtımı verdiğim güneş çekiliveriyor gökyüzünden. Ne rakı balık istiyor canım ne fava ne de ince kaşık salata.

İnce bir çizgi çekiyorum aramıza. İçimi ısıtıyor çizgi, yeni bir yolculuk düşüncesi ve sana rastlama ihtimali.

zati erbaş

Gezi Yazıları

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir