Blog

11 Haziran 2011

İnsanla, İnsan Olmak Arasında, Arasatta Kalınan Yer

Biraz yağmur, biraz güneş, arasatta kalmış mevsimler zamanı. Onlarca tekerleğin döndüğü asfalt, mahşer yeri; kediler, köpekler, tilkiler, fareler, aman bir kirpi, of bir yılan, sıkıştıkları yerde yanan onlarca insan. Ben nerede miyim? İnsanla insan olmak arasında arasatta kalınan yerdeyim.

Çiçeğe dönmüş toprakların çevrelediği yol, ölüm tuzağı, biraz hız kesmek insana yakışmıyor. Hızla yaşıyoruz. Hızla ölüyoruz. Susamlı akide şekerini ağzının içinde dolaştırmalı, yaşamak denilen şeyin tadına varmalı insan.Ya da bir yudum suyun peşinden dökülen “Ohhh” gibi olmalı, yaşamak.

Aşkın yüreğime ektiği tohum, kaç kez çiçek açtı, bilmiyorum. Çiçek açtıkça, yavaşlamayı öğrendim, doya doya yaşamayı. Nasıl olsa bir gün, karanlığa yolculuğum, ben istemesem de başlayacak. Ve ben gideceğim.

Aşkın nerede biteceğine karar veremiyor insan, nerede ve ne zaman başlayacağına karar veremediği gibi. Sevgilinin kollarında ölmek bir ayrıcalık belki, aşkı eksik yaşamaksa ölümün en acımasız hali, sizce de öyle değil mi?

Stabilize yola sıvanmış kurbağa, aşk mevsiminde “ işte size ölümün en acımasız hali” İnsanla, insan olmak arasında arasatta kalınan yerde, aşkla tanışmak mümkün olmuyor demek ki.

zati erbaş

Gezi Yazıları

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir