Blog

27 Eylül 2017

Karatavuk

Kışın poyraz rüzgarı estimi, yeni yetmenin, ilk traşında yüzünü jiletle kesmesi gibi yakar yüzünüzü; Yakar da, farkına varamazsınız. Vardığınızda da, iş işten geçmiştir. Çizik çizik, çatlak çatlak, kuru toprağa döndürür adamı.
Poyrazı da, Karayeli de bir başkadır, Yason burnun. En çok, yıldızlı hava esti mi korkutur adamı. Koskoca karadenizi, Ordulu Mustafa pehlivan gibi alır omuzuna vurur kıyılara. İşte o zaman deniz gaşları benden uzak dur der.
Karatavuk ta, en çok deniz gaşını sever. Dalları sarıp sarmalayan yeşil sarmaşık da öyle. Ayrılmaz ikilidir ikisi.

Sarmaşık ve Karatavuk bir araya geldimi, sarmaşık sihirbaza dönüşür. Hop diye Karatavuğu yok eder. Ara ki bulasın. Arada bir sallanan bir dal, bir yaprak, yada şimşek hızıyla hareket eden bir turuncu gaga olmasa, uçup gittiğini sanırsınız. Turuncu gaga, erkeğin süsüdür. Çok afilli dir. Gazalları eşeleyip, solucan ararken hopbidi, hopbidi caka satmayı sever.

Sarmaşık da Karatavuk dan aşağı değildir hani; her yaprağı kalp gibidir. Öyle bir yapışır ki toprağa, taşa , ağaca, sökemezsiniz. Hayata tutunmak işte böyle birşeydir.

Herkes meyvesini sonbaharda verirken, o tersini yapar. Soğukları bekler, karakış çökünce toprağa, meyvesini verir.
Bazen hayat, ters zamanda ters işler yapmaktır. Aykırı ses olmaktır. Ters adam olmaktır. Herkesin gittiği yönün tersine gitmektir ki! Hayat beslensin. Zor iştir ışıklı bir hayatı seçmek.

Karayel bir yandan, Poyraz bir yandan, Garagış bir yandan umudunu kırar adamın. Ama o Karatavukla, Sarmaşık yokmu yeşertir yaşamak denilen filizi.

Gezi Yazıları

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir