Blog

23 Mart 2011

Kardelenli Topraklar

Ruhunuzu ne kadar değiştirebilirsiniz? Bedenimizdeki değişiklikleri, kabul bile etmezken, bu sorunun cevabını bulmak zor. Saçlarımızın arasında beliriveren, bir tel beyazı gördüğümüzdeki ürküntümüz unutulur gibi değil. Siz şanslısınız, benim saçım bile yok. Alnımızdaki çizgiler, gözlerimizde yiten ışıltı. Boynumuzda fıtık. Dizlerimizde kapı gıcırtısı sesler. Daha neler neler. Bununla da bitmiyor eksilenler. Ruhumuzda yitip giden coşkulu bekleyiş uçup gidiyor. Değişiyoruz ve değişime göreceli direniyoruz.

Biraz fırça, boya, dizlerde tadilat, azıcık botoksla yüzey şekillendirme, işlem tamam. Ya ruhumuz, içimizde olanlar? Onlar için bir şey yapabiliyor muyuz? Tabiî ki yapıyoruz. Sinemalar, avm gezileri, akşam meyhanede kafa çekmeler, yemez mi? Yetiyor da artıyor bile. İnsan daha ne ister ki? İstemez mi diyorsunuz? Yanılıyorsunuz!

Öğlen yemeğine sakin bir lokantaya gidiyoruz. Tabak çanak sesleri yok. Fark edilmek uğruna atılan kahkahalar yok. Dedikodu yok. Arkadaş çekiştirmeler, eş şikâyetleri, aldatma hikâyeleri yok. Sessizlik, sakinlik ve yemekten yükselen tokluk kokusunun lezzeti var. Hayata dair kelimeleri bir araya getirip, ağız dolusu yapılan sohbetleri özlemeyeniniz var mı bilmem, ben özlüyorum. Anılardan, acılardan, oradan, buradan bin türlü yaşamdan bahsediyoruz. Gözümüz nemleniyor, kalbimiz nemleniyor. Güneş açıyor, yağmur yağıyor. Azalmıyor çoğalıyoruz.

Farkında mısınız? Ne kadar az konuşuyoruz artık. İş’e yarayan cümleleri kuruyoruz. Kırılmasın, darılmasın, kimse doğruyu söylemesin ama iş’e yarayan söylesin. Ne mi oluyor o zaman? Çevrenizde içten pazarlığını sürdüren, bir dolu adam oluyor. Ne kadar mı kalıyorlar? İşlerine yaradığınız kadar.

Dere yatağında tutsaklığından kurtulan kar, biraz hırçın. Kayalar, bu hırçınlıktan payına düşeni alıyor. Bir kavga bir gürültü yaşanıyor suyun aktığı vadide. Oysa gerçek, hiç göründüğü gibi değil. Kaya, omuz veriyor suya, karşı duruyor, direniyor. Su kurtuluyor hırçınlığından, yavaşlıyor, sakinleşiyor, duruluyor ve yatıyor boylu boyunca toprağa. Ve bir Kardelen uç veriyor topraktan.

Hırçınlığınıza omuz veren dostlarınız var mı? Benim var. Kardelenli topraklar, onları hatırlatıyor bana.

zati erbaş

Gezi Yazıları

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir