Blog

11 Kasım 2011

Kibirli Olmak Denilen Günah

Sonbaharın son deminde açan çiçekleri görmek ne güzel. Siklamenlerin boy gösterdiği gölgelerde renkler, yaşama kattığımız ayrıntılar bütününe benziyor. Güneş, yağmurla yıkanmış gökyüzü, yol kenarlarına kümelenmiş mora çalan renkleriyle çiçekler, adımlarıma eşlik ediyor. Gönül gözü kapalı ne kadar yürüyebilirim? Bilmiyorum. Adımlarıma eşlik eden küçük kaya parçalarında tökezliyorum, tıpkı hayatta olduğu gibi. Düşer miyim? Bilmiyorum. Yaşayıp göreceğim.

Kuşlardan gelen cıvıldaşmalara benziyor konuşmalar. Kahkaha yağmurunda ıslanıyorum. Her yaşam, kendi yalnızlığını paylaşıyor. Her yaşam, taşıyamadıklarını serpiyor ardı sıra ve toprak sarıp sarmalıyor hiç ses çıkarmadan insandan geleni. Yenilenmek için uzaklardan gelen, uzun yolculuklara çıkan bu insanlar, arınıyor uzun hac yolculuklarına çıkan münzeviler gibi. Hayata eklenmeden, zamanda yolculuk yapmak mümkün değil.
Arıkovanı yaşamlar sürdürdüğümü biliyorum. Kibirli olmak denilen günah, işlemesem de, yanı başımda duruyor. Aklımdaki Arı kovanının bal yapması, yolculuklara bağlı ve benim ağzım tatlanıyor cümlelerden.
zati erbaş
Gezi Yazıları

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir