Blog

14 Nisan 2012

Kuş Kadar Olmak

Kızılay da karşıdan karşıya geçmeyi beklerken, sağ omzum, ben istemesem de öne doğru pozisyon alıyor. Bir seferde düzgün geçsem ne olur. Herkes kendi sağından yürüse, çarpışmasak, sürtünmesek, geçiş üstünlüğü kimde diye bocalamasak, sinirlenmesek, sinirimiz midemize vurmasa, olmaz mı? Olmaz! Bu sorunun cevabı olmaz. Neden mi? Olmaz kardeşim, biz istediğimiz yerden geçeriz. İstediğimiz gibi davranırız. Boğazımızı istediğimiz gibi temizler, sokağın ortasına balgamımızı tükürürüz. Otobüste dürter, lokantada bağıra bağıra konuşuruz. Dolmuşa binerken, para ödeyenleri aşar, en güzel yere oturur, başımızı öne eğeriz. Çok akıllıyız çok.

Yorganımın deliklerinden üst komşumun dinlediği Çorum havası sızıyor. Oynak bir hava, komşunun şimdilerde gelinlik çağında olan, kısa boylu, tombul kızı, düğün provası yapıyor olmalı. Attığı her adım tavandan sarkan avizeyi titretiyor. Ne müziğin sonu geliyor ne de genç kızın hoplayıp zıplaması. Üstümüze gelen ne çok şey var farkında mısınız? İş-güç, aşk-meşk, araba-motor, insanlar, komşular daha neler neler.
Köyü kuşbakışı gören tepeden, dumanı tüten bacaları sayıyorum; bir, iki, başka da yok. Gittikçe boşalan köyleri gördükçe içim acıyor. Şehirlere göçüp, sersefil olan onlarca insan, neden kendi kendilerine yetebilecekleri toprakları bırakır. Neden beton bloklara hapsolur? Anlayamıyorum.
Şansları yaver giden, gecekonduları üç beş apartman dairesine tahvil olanların edindiği ekonomik güçse başka bir problem; İşte o zaman birlikte yaşamak çok zor. İşine gelirse kardeşim, başka ev alsaydın cümlesini çok sık duyabiliyor sunuz.
Terk edilmiş köy evinin saçağının altını mesken tutan sıvacı kuşlarına gıptayla bakıyorum. Çoğu zaman müstakil yuvalar yapan bu kuşlar; Birkaç yuvayı birbirine ekleyerek bir site oluşturmuşlar. Güney cepheye konuşlanmış güneşin tadını çıkaran yuvalar, vadiye bakıyor. Kavga gürültü onlarda da var mıdır? İçimden geçen sorunun saçma sapanlığı beni gülümsetiyor. Kuşlara baktıkça, birlikte yaşamayı öğrenmenin zor olmadığına olan inancım artıyor. Zor olanın kendi kendimizle yaşamak olduğunuysa çok uzun zaman önce öğrendim zaten. 14.04.2012
zati erbaş
Gezi Yazıları

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir