Blog

28 Şubat 2008

Mahkemeağacin Köyü

Gökyüzünün rengi maviden griye dönmeye başlayınca zaman gelmiştir. Şehir bir sinek gibi dolanmaya başlamıştır üzerinizde. “Kaç kurtul, kaç kurtul!” diye bağırır çöplükteki saksağanlar…Şimdi yollara, yolculuklara cıkma zamanı.

Kızılcahamam’dan Çeltikçi yönüne döndüğünüzde, zamanın çehresi değişecek, mekan sizi geçmişe, geçmişin izlerine taşıyacak.

Bir koca çınar, bir de Kadı: işte sana bir mahkeme mekanı. Köyün adı: Mahkeme Ağacin!

Köyün adına dair tarihsel bilgi:

Osmanlı döneminde kadısı olan tek yerleşme olduğu için bu adla anıldığı söyleniyor. Köyün terk edilmiş görüntüsünü, dumanı tüten bacalar bozuyor. Volkanik tüfe oyulmuş samanlıkların Bizans dönemine ait eski kiliseler olduğunu öğreniyorum. Dolaştıkça birbiriyle bağlantılı onlarca dinsel mekan, ikona konulan nişler, adak mumlarının konulduğu sekiler, tavanlarda yüzyılların katran karası izleri, sesleri dinliyorum: sadece rüzgar!

Vadiyi dolduran dere yatağını izleyerek yükselirken ağaçlardaki onlarca kuş yuvası, ne kadar bereketli bir yer olduğunun en güzel göstergesi. Havada gökyüzünün kara gölgesi Kara Akbaba (koruma altındaki, nesli tükenme tehdidi ile karşı karşıya olan utangaç bir kuş). Sarp bir yamaçta, ikinci bir dinsel yerleşime daha rastlıyorum. Burası kartal yuvası gibi. Tırmanmak zor ve tehlikeli.

Vadi genişliyor, yürüyüş keyifli ve kolay; uzaklardan gelen uğultuyu merak edip kayalıklar arasındaki dar geçitten geçip, gizli bir şelale ile karşılaşıyorum. İlk keşfeden benmişim gibi keyifleniyorum.

Nasıl gidilir:

Ankara-Kızılcahamam istikametinden Çeltik yönüne döndüğünüzde, yaklaşık 20 km. sonra köyün tabelası ile karşılaşıyorsunuz. Köy ana yoldan 1 km içeride. Bölgeyi oluşturan vadii yaklaşık 6.5 km’lik bir yürüyüş parkurunu içeriyor. Bölge, yırtıcı kuş meraklıları ve arkeoloji tutkunları için gözde bir mekan.

zati erbaş

Genel

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir