Blog

13 Nisan 2011

Neden Hep Olumsuzdan Başlıyoruz Sorulara?

Uzun zamandır görmedim. Hayatta mıdır? En son sorulması gereken soruyu sormak beni rahatsız ediyor. Neden hep olumsuzdan başlıyoruz sorulara? Yaşamanın değerini anlamadığımızdan olsa gerek.

Adımlarım sıklaşıyor. Korkumla yüzleşmem gerek acaba hayatta mıdır? Bu sorunun yüreğimde yarattığı tahribat anlatılamaz. İnsanın sevdiklerini yitirmesi kadar büyük bir acı yoktur. Biliyorum. Ateşle sınandığım gün yaşayarak öğrendim.

Gelgit dalgasına yakalanmış ölü bir balık gibi çırpınıyorum. Ölü bir balık çırpınmaz ki! Çırpınmaz değil mi? Gelgit dalgasına dönüşmüş bir balığım ben oysa. Yıkarak ve yeniden yaparak ilerliyorum. Uçsuz bucaksız sahillere boyu boyunca uzanıyorum sakinleşerek. Yaşıyorum ve bunun anlamını daha yeni öğreniyorum.

Güneş altında yürümek iyi geliyor bana. Kendi kendimle ettiğim sohbetlerden vazgeçmemi sağlıyor. Kuşlarla, rüzgarla, ağaçlarla, börtü böcekle konuşuyorum. Sadece bilinsin diye kurduğum cümleler saçılıyor dört bir yana. İçimdeki kuşatma sona eriyor bitiyor savaş.

Nereye hemşerim, kime geldin. Süleyman dede diyorum fısıltıyla. Nasıl? İyi mi? Ohoooo seni de gömer, beni de. İçimde kopan kahkahayı kimse duymuyor.

Avludaki kapı yaşama açılıyor. Elindeki küçük baltayla çıra yaran Süleyman dede hareketimle irkiliyor. Gözleri irileşiyor. Nerde kaldın yahu çok özlediydim seni, iyi ki geldin. Sıkı sıkı sarılıyor boynuma yanaklarımdan öpüyor. Hoş beş ediyoruz. Hasret gideriyoruz. Bağıra çağıra konuşuyoruz iki sağır. Onun kulağı duymuyor. Benim yanlış sorularla körelttiğim yüreğim.

O nasıldır? Sorusuna bulduğum cevap hep iyidir olacak bundan sonra. Sormayı ertelediğim soruların cevabını ise sevdiklerimden almaya gideceğim biraz sonra.

zati erbaş

Gezi Yazıları

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir