Blog

3 Mayıs 2011

Öğrenin ki Adı Hayat Olsun

Öğrenin ki adı hayat olsun.

Nedensiz verilen armağanları severim. Nedensiz hatırlarım sevdiklerimi. Doğum günlerini unutmam, bundandır. Bir, gün dönümünü unutmam, onu da güneş hatırlatır bana. Aldığım en güzel armağan sendin gün dönümü fırtınasından sonra. İyi ki geldin. Mutlu oldum.

Ne garip değil mi? Günün bile fırtınayla dönmesi. Bir kavga, bir gürültü sonra bir dinginlik; Sütliman bir deniz. Bir ömür hayal ettiğimizin bu olduğu konusunda hemfikir miyiz? Hemfikiriz. Pek çoğumuzun istediği bu değil mi? Rüzgar olmasın, dalga olmasın, bulut olmasın, yağmur olmasın. O olmasın, bu olmasın, olmasın da olmasın.

Düşünün, bir okyanusun ortasında, sallanıp durduğunuzu bir yelkenlide geçen hayatı. Rüzgar yok, dalga yok güneş tam tepenizde.

İşte bu noktada size bir şey söylemeliyim. Yorulursunuz, dinginlikten. Hem ne yorulmak, patlarsınız can sıkıntısından. Yıllarca hayal ettiğinizle yüzleşmek hiç kolay değildir. Gerçek sizin düşündüğünüz gibi de değildir. Hayal edilen aşk olmaktan çıkar, başka bir şey olur. Gerçek olur. Yaşanır, tükenir ve tüketir.

Nedensiz armağan almayı severim. Bir rastlantı, en büyük armağanıdır hayatın bana. İçerisinde rüzgarı olmayan, dallarımın kırılmadığı bir hayat bana göre değil. Bana göre değil, fırtınasız denizlerde yol almak. Bana göre değil, susarak yaşamak. Bana göre değil, doğum günlerinde armağan almak. Bana göre değil, süt liman bir hayat yaşamak. Kolumu kanadımı kıran okyanus fırtınaları aldığım en güzel armağandı, senden sonra.

Bırakın dinginlik aramayı, fırtınalarla yüzleşmeyi öğrenin. Yağmurda yıkanmayı, rüzgârda dans etmeyi, güneşte kavrulmayı öğrenin. Öğrenin ki adı hayat olsun.

zati erbaş

Gezi Yazıları

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir