Blog

8 Mart 2012

Rüzgâr, Bir Tek Rüzgâr Kaldı Aklımda, Pır Pır Eden Yelkenin Omuzladığı.

Yelkende iki gün: Bölüm 7

 08.03.2012

Deniz, köşeye sıkıştırılmış bir kedi gibi hırçın. Bumba, üzerine çıkan Erol kaptanı da, destek vermeye çalışan Sefa kaptanı fena hırpalıyor. Erol kaptan Bumbanın üzerinde at terbiyecisi gibi duruyor, bumba sarsılıyor, gacırdıyor, silkiniyor ama kaptanı üzerinden atamıyor. Volkandan gelen sesle irkiliyorum “Tanrım buradan nasıl kurtulacağız” İçimde yükselen kahkahaya engel olamıyorum. Fırtınalı gecelerde bütün denizciler dindar olurmuş. Bumba da sarsılan Erol kaptanın gözlerinde yaptığını bilen adam ışığını görmesem, belki ben de fırtınalı gece denizcisi olabilirdim. Kaptana güveniyorum.

Korkuyor muyum? Kesinlikle hayır. Ölmek istesem böyle bir gece de olmasını tercih ederim.

Teknenin çalışan motoru ve hala açık olan Cenova yelkeni, dümeni kontrol etmemi kolaylaştırıyor. Volkan, nereye gidiyoruz? Sahile çok yaklaştık kayalıklara gireceğiz. Radar derinliği 85 metre gösteriyor, sakin ol diyorum. Çakarın ışığı iskele baş omuzlukta çapkın çapkın yanıp sönüyor. Kaptan seyir göstergesi için kamaraya iniyor. Talimat kesin ve net 10 derece iskele, iyi de iskele ne taraftı? Servet Gürelin anlattığı bir öykü aklıma geliyor. Yedi denizlere nam salmış ünlü korsan, her sabah kilitli bir sandığı açar, bir parşömen çıkarıp okur ve sandığı kilitlermiş. Tayfaları merak eder hazine haritası sanırmış. Kaptan ölünce tayfaları sandıktaki hazine haritasına sahip olmak için kilidi açarlar. Parşömende şöyle yazmaktadır. İskele-Sol, Sancak- Sağ.
Dümene yaptığım küçük dokunuşlarla tekneyi kaptanın verdiği talimat doğrultusunda rota da tutuyorum. 10 derece iskele, 15 derece iskele, 5 derece sancak, talimatlar tekneyi güvenli sulara doğru çekiyor. Rüzgârın yıkıcı etkisi koyun güvenli ortamında azalıyor.
Artık limandayız. Bağlanacağımız iskele nerede? Kaptan el feneriyle kamaradan çıkıyor. Bileğine bağlı el fenerini bana verirken bileğime takıldığına emin oluncaya kadar elinden bırakmıyor. Pruvaya geç, sahili aydınlat. Sahil fener menzilinin dışında; iskeleye doğru çak feneri; iskele ne tarafı? Gülüyorum kendi kendime. Fenerin ışığıyla parlayan tekneyi gördüğümüzde iskelenin yerini de keşfetmiş oluyoruz. Cenova yelkenini sarıyor ve sahile iyice yaklaşıyoruz. Koyun içerisindeki rüzgâr bile baş edebilecek gibi değil. İkinci manevrada Volkan iskeleye atlıyor ve halatı volta ediyor. Yüzündeki gülümseme ve ayağını yere vuruşu görülmeye değer.
Usturmaçaları iskele ile tekne arasına düzenli aralıklarla seriyoruz. Artık iskeleye bağlıyız. Açmaz bağı atılırken iskeleye iniyorum. Gecelemek için iskeleye tüneyen onlarca Ak kuyruksallayan havalanıyor. Fenerin güçlü ışığında asılı kalan kuşlar, ışığın etkisinden kurtulunca karanlıkta kayboluyor. Kaptan var mı sıkıntısı olan diye soruyor. Ben basıyorum kahkahayı “ Uzun zamandır yaşadığım en güzel maceraydı”
Artık Bozuk kalenin güvenli bir iskelesindeyiz. Karnım acıktı, ne yemek yapacağız. Sefa kaptanın mide bulantısından bir şey yiyecek hali yok. Yemek yapalım cümlesinin bile bulantısını arttırdığını biliyorum. Şöyle bol sarımsaklı sirkeli bir işkembe çorbası olsa diyorum; Sefa kaptan koşarak uzaklaşıyor. Gökyüzü yıldızlarla dolu, deniz sakin ve uykuda, bir rüzgâr oyunbozanlık ediyor. O da sabaha durulur diye umuyorum.
İskeleden el fenerinin ışığına kadar yükselen Ak kuyruksallayan ışıktan kurtulmak için çırpınıyor. Havada yakalıyorum, avucum sıcacık oluyor, tutsak kuşun kalbi yerinden çıkacakmış gibi atıyor. O zaman anlıyorum ki deniz tüm enerjimi çalmış kuşu öpüyor ve salıveriyorum.
Gezi Yazıları

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir