Blog

1 Nisan 2011

Sahi, Aykırı Düşünce Neydi?

Suskunluğu yazmak zor, içimdeki kalabalıkların, kavgaların, gürültülerin arasından sıyırıp; Suskunluğumun arkasında saklı olan huzur olmadı asla. Huzursuzluğu sevdim ben, diken üzerinde yürümeyi, baskına uğramayı karanlık bir gecede. Dikenleri de, karanlık geceyi de, baskına gelenleri de yaratan aklım, mutluluğu yaratamadı nedense.

Düş kurduğum zamanların heyecanını düşünüyorum, kalbim hiç kıpırdamıyor bile, ne oluyor ve neden oluyor.

Sokakta yürürken, takip ediyor birileri beni sürekli. Haksız da sayılmam hani, araçları kontrol eden, sokakları kontrol eden, evleri kontrol eden güvenlik kameralarının tutsaklığında, başkaldırının güzelliğini unutmuşum. Sahi aykırı düşünce neydi?

Tedirginim şimdi izlenmekten. Tedirginliğin hiç kolay olmadığını söylemeliyim. Sürekli tetikte olma, savunma duygusu, yoruyor insanı. Zamanla gelişen kabuk daha da büyüyor, yalnızlaştırıyor beni. Ne içeri kimseyi alıyorum, ne de içeride olanı özgür bırakıyorum. Doğru yanlışa, yanlış doğruya dönüşüyor. Güzel olan değil artık yaşamak istediğim “sadece olan” olanı yaşamak istiyorum ben.

Ne garip değil mi hayal edilene ulaşmak yerine, olana ulaşmaya çalışmak. İyi ya da kötü her neyse sadece yaşamak istiyorum. Davranışlarımın değiştiğinin farkındayım, sıradanlaştığımın, basite indirgendiğimin, tek tip olduğumun. Tek tip olmak kötü mü? Standart hayatlar hedeflemiyor muyuz? Her şey belli olsun, net, açık ve yaşanabilir. Olduğu kadar, bakın hiç ses çıkarmıyorsunuz.

Pencereyi açıyorum, odayı havalandırmak lazım. Bahar doluyor gürültüyle odama, kuşlar, kelebekler ve bilcümle mahlûkat yenilerken kendini, ben hüzünle bakıyorum insanın kaderine. Sahi kader neydi?

Aykırı düşünce, yeniden yazmak, üretmekti hayatı; Kader, kaderse boyun eğmekti, sizin için yazılı olana.

zati erbaş

Gezi Yazıları

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir