Blog

2 Nisan 2010

Seni Sırtımda Taşımaktan Yoruldum

Seni sırtımda taşımaktan yoruldum. Bu böyle sürmez, herkes kendi yolunu çizmeli. Modern zamanların kadın ve erkeğinin sık sık kurduğu cümleler bunlar. Oysa büyük bir aşkla başlıyor her şey, ve her şey, bir anda olmasa da, ekonomik gücün azalmasıyla bitiveriyor. Her şey paranın gücünün getirdikleriyle sınırlı ve kadınlar ve erkekler üreme döngüsünde ölümsüzlük kazanırken, doğanın seçimleri göz ardı ediliyor. İnsan yaşamında doğanın seçimlerinden iz yok. Ekonomik güç her şeyi belirliyor.

Ben duygularıma göre hareket etmem, mantıklı davranırım diyen pek çok kadın ve erkeğin ölümsüzlük kazanma çabalarındaki döngü; düş artık yakamdan, seni taşımaktan yoruldum cümlesiyle sona eriyor.

 Durgun suya düşmüş, güneş; Hava ılık ve dingin. Kuru yaprakların toprağa dönüşme günleri. Her şey dönüşüyor ve yenileniyor. Suyun dibinde çürüyen yaprakların oluşturduğu renkler, iki kurbağaya güvenli bir çiftleşme ortamı yaratıyor.  Renkleriyle kuru yapraklardan ayırt edilemeyen kurbağalar, oldukça güvenli bir ortamı mesken tutuyor.

Kurbağaların yaşam döngüsünün ilk aşaması, üremeye uygun bir su birikintisi ve eş seçme ayini ile başlıyor. Erkek kurbağa, önce gücünü gösteriyor, vıraklıyor, sıçrıyor ve dişinin kendini seçmesini bekliyor. Her şey, dişinin seçimiyle başlıyor. Sen diyor, yakışıklı, o sensin.

Eş seçiminin tamamlanmasıyla üreme süreci başlıyor. Dişi kurbağadan oldukça küçük olan erkek, dişinin sırtına yerleşiyor ve ona sıkı sıkı sarılıyor. Bu pozisyon, erkeğin spermlerinin yumurtaları tam zamanında dölleyebilmesi için oldukça büyük bir önem taşıyor.

Eşleşirken güçlü olanı seçmenin önemi, bu aşamada ortaya çıkıyor. Erkeğin gücü, dişinin sırtında tutunmaya yetmiyorsa, doğacak yavruların babası olma şansını yitirirken, üreme süreci de başarısızlıkla sonuçlanıyor.

Hayranlıkla izliyorum, biz olabilmenin en yalın halini. Dişi kurbağa, birkaç adım atıyor ve burnunu suyun üzerine çıkarıp derin bir nefes alıyor ve suyun altına geri dönüyor. Erkek kurbağanınsa soluklanmak gibi bir şansı yok. O nefesini tutarak yaşamın ve gücünün sınırlarını zorluyor.

Arada bir soluklanmak istiyorum! diye söylendiğim zamanlar geliyor aklıma. Susuyorum ve yüzüme yayılan gülümsemeyi suya bırakıyorum.

 

zati erbaş

Gezi Yazıları

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir