Blog

13 Mart 2008

Seramiğin Yalın ve Küçük Boyutlu Görünümü / Cumhuriyet

Celal BİNZET

Kile biçim verme endişesinin ardında oyun ve yaratma güdülerinin yattığını bilmek, bu konuda ortaya konmuş işleri daha farklı bir anlam düzeyinde algılamamıza neden olur. Belli bir kıvamdaki çamurun oynarcasına bir haz duygusuyla yoğrulması ve biçimlendirme eylemine, başta eller olmak üzere, gövdenin katılımı bitimsiz heyecanlara kaynaklık eder.

 

Sanatın olmazsa olmaz özelliklerinden yaratmanın oyunla birleşmesi, süreci kesintisiz bir ilgi odağı konumunda tutarak sanatçının dış dünyayla ilişkisine yepyeni boyutlar katar.

 

Toprak ve su ile başlayan süreç ateşle tamamlanmak zorundadır.

 

Doğanın bu temel malzemeleri başlangıçtan beri insana hep en yakın konumda bulunduklarından olsa gerek, tanrısal bir eyleme dönüştürülmüştür. Yaratmanın gerisinde yer alan endişenin böyle soyut bir dünya anlayışını somuta indirgemesi nedeniyle hem en vazgeçilmez hem de bazılarınca kolaylıkla harcanan bir sanat kolu olmasının başlıca nedenlerinden biri sayılmasına neden olmuştur.

 

Seramiği sanat düzeyine çıkaranlardan ve günümüzdeki önemli temsilcilerinden biri olan Alev Ebüzziya, son dönem çalışmalarını Galeri Nev’de sergiliyor.

 

Yaşamını sürdürdüğü yurtdışında yaptığı işleriyle haklı bir yer edinen sanatçı, kendi kişiliğiyle özdeşleşen yalın biçimli kaplarıyla ustalık evresinin örneklerini sunuyor izleyiciye. Her büyük yapıtta olduğu gibi; izleyende, zorluklarını gizleyip, kolayca üstesinden gelinebilirmiş izlenimi veren seramikler, denge ve uyum sorununun çözümlendiği estetik bir bütünlük izleri taşıyor. Farklı boyutlarda ve rengin de katıldığı seramik çalışmaların tümü, bu alana özgü tüm sorunların aşıldığı yalın birer örnek olarak karşımızda…

 

Yurtdışında yaptığı çalışmalar ve katıldığı sergilerle haklı bir yer edinmiş sanatçının yapıtları gibi duru bir dünya görüşünü yansıtan kişiliğini tanımak, açıklayıcı konuşmalarını dinlemenin ayrı bir keyif olduğunu vurgulamak zorundayım. Sanatın, bilgiyle donanımlı bir kişilik sorunu olduğunu anlayabilmek için Alev Ebüzziya örneğinin iyi incelenmesi gerektiğini bir kez daha yineleyelim.

* * *

Yalınlığın göstergesi seramiklerden hareketle, ana malzeme olan çamurla neler yapılabileceğinin somut örneklerini yansıtan bir başka sergiye bakmakta yarar var.

 

Doğrusu, Zati Erbaş’ın seramik takılarını gördükten başka anlattıkları dinlenmemiş olsaydı söz konusu yargılara ulaşılmamış olacaktı. Çoğunlukla kadınlara yönelik bir süs öğesi konumunda kalan takıyı, seramiğin olanakları çerçevesinde sanata dönüştüren bir kişilikle karşı karşıyayız. Küçük boyutlu olduğu için dikkatlerden kaçan bir işçilik ve sanatsal yorumla ele alınmış kuş motiflerinin, biri ötekine benzemeyen ayrıntı zenginliğiyle donanmış figürlerini izlemek ayrı bir görsel yolculuk gibi. Bu yönüyle bir anlamda her biri ayrı birer kişilik kazanan kuşların bir takı öğesine dönüşmesi yadırgatıcı gelebilir izleyiciye. Doğal cam parçacıkları ve altın gibi metallerle zenginleştirilen düzenlemeler estetiğin, yaşamın en küçük ayrıntısında bile değerini yitirmeyen bir kavram olduğunun tipik bir göstergesi.

 

Sıradanlığın alışılmış bir değer olduğu günümüzde, belki akla bile gelmeyecek bir eşyada sanatla emeğin birleştiğini görmek iyimser olabilmemiz için iyi bir işaret sayılabilir. Yine Erbaş’ın kendi yaptıklarını anlatırken, bir sanatçıda bulunması gerekli plastik sanatlara ilişkin değerlerin önemine dikkat çekmesi ve objelerini bu kaygılar ışığında ele almasını olumlu bulmamak olanaksız.

 

Zati Erbaş’ın Sevgi Sanat Galerisi’nde açılan sergisini, salt bir takı sergisi olmasının dışında, seramik üzerinde sanatsal kaygıların uygulandığı örnekler şeklinde görmek için iyi bir fırsat.

Basında Çıkanlar

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir