Blog

25 Mart 2008

Su Döngüsü

“Hava bir sıcak bir soğuk”. Bu cümleyi çok sık kullanır olduk. Küresel iklim değişikliği, dünya üzerinde mevsimler ile oluşan ısınma ve soğuma düzenini değiştirdi. Bir yaz, bir kış yaşıyoruz. Oysa yaşam kaynağımız olan su, belli bir döngü içerisinde hareket etmek zorunda. Oluşabilecek sonuçları kısmen biliyor yada yaşayarak öğreniyoruz. Hızla eriyen kar yada sağanak yağmurlar, toprağı doyuramadan, yer altı göllerine ve nehirlerine ulaşamadan, döngüsüne devam ediyor.

Bu süreci ıslak alanları kurutarak, biz hızlandırdık. Bu sayede su hiçbir engelle karşılaşmadan yoluna devam edebiliyor. Oysa sivrisinek yuvası diye nitelendirdiğimiz ve inanılmaz bir yaşam çeşitliliğine sahip olan ıslak alanlar, bu kontrol mekanizmasının en önemli ayağını oluşturuyor.

Toprağın ve insanların depolanmış temiz su kaynaklarına ihtiyacı var. Yaşam kaynağımız su, küresel ısınmanın oluşturduğu hızlı döngü nedeniyle, artık bize hayat veremiyor.

SU DÖNGÜSÜ

Yaşamın kaynağımız “su”dur. Suyun dünya üzerindeki hareketi yaşam döngüsünün sürekliliğini sağlar. Su dünya üzerinde sürekli bir devinim halindedir. Katı (buz) halden, sıvıya(yağmur), sıvı halden buhara(bulut) dönüşerek su döngüsünü tamamlar. Milyonlarca yıldır devam eden su döngüsü, yaşamın kaynağını teşkil eder. Bu süreç içerisinde su hiç kaybolmaz.

Su döngüsünü yaşamsal enerji kaynağımız güneş başlatır. Güneş, dünya üzerindeki suyu ısıtır, ısınan su buharlaşarak atmosfere ulaşır. Bu ısınma sürecini oluşturduğu hava akımları, su buharını atmosferin yukarılarına kadar taşır.  Hava akımları, bulutları dünya çevresinde hareket ettirir. Atmosferin yukarılarında bulunan soğuk hava bulutlar içerisinde bulunan suyun yoğunlaşmasına sebep olur. Bulutları oluşturan su zerreleri bir araya gelir, yoğunlaşarak büyür ve yağış olarak yeryüzüne düşerler.
Bu döngüde su iklimsel nedenlerle kar olarak da dünyaya geri döner. Donmuş halde bulunan bu su kütlesi dünyanın sıcaklığını kontrol eden buz dağlarına dönüşür. Mevsimsel değişim ilkbaharla birlikte kar örtülerini yavaşça eritir ve su toprağı doyurarak bitkiler için yeni bir yaşam döngüsüne hazır hale getirir. Bu yavaş ısınma suyun düzenli hareket etmesini sağlar.
Oysa dünya üzerinde oluşan yağmurların çoğu karaya değil, okyanuslara düşer. Toprağa yağmur yada kar olarak düşen su, yerçekiminin etkisiyle vadilere akarak dereleri, nehirleri oluşturur ve en büyük su kaynağına, okyanuslara geri dönüş yolculuğuna başlar.
Yüzey akışı suyun tamamını taşıyamaz. Toprağa sızan su, yer altı gölleri ve nehirlerini, bazen toprak yüzeyine çıkarak tatlı su kaynaklarını oluştururlar. Bitkilerin ulaştığı sığ yer altı suları ise bitki kökleri tarafından emilir. Bitkilerdeki fazla su yaprak yüzeyinde oluşan terlemeyle atmosfere geri döner. Suyun bol olduğu bahar döneminde dere boylarındaki söğüt ağaçlarından damlayan sular bu terlemenin göstergesidir.
Yer altı yada yer üstünde su döngüsü tamamlandığında en büyük buharlaşma ve yaşamın başlangıç noktasına okyanuslara döner.

zati erbaş

Genel

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir