Blog

1 Mart 2008

Su Tasarrufu mu? Satış Politikası mı?

Beşiktaş’tan Fındıklı istikametine giderken üst geçit üzerindeki pankarta gözüm takılıyor. Bulaşığınızı makinede yıkayın yılda 40 ton su tasarruf edin. “Güzel düşünce”, diye geçiriyorum aklımdan. Bu yapılabilir.

Bir de bu sloganla sunulan düşüncenin arka planına bakıyorum. Proje destekçileri bulaşık makinesi üretiyor. Bu durum temiz su kaynaklarının tükendiği günümüzde insanları, kaynakları doğru kullanmaya yöneltmenin bir yolu mu? Sanmıyorum. Bulaşık makinelerinin niteliklerine bakıyorum; A sınıfı B sınıfı. Peki bunlar ne ifade ediyor? Enerji kullanımını azaltıp küresel ısınmayı engellemeye çalışırken; makine üreticileri bize suyu idareli kullanmamızı öğütlerken; onlar neden en az enerji, su, deterjan kullanan çok ucuz makineler yaparak destek vermiyor?

Bunun nedenine ticaret diyebilirsiniz. Bence haklısınız. Burada ana fikir, çevresel etkileri en aza indirmek değil insanları tüketmeye yönlendirmek. Ne yani, ben bulaşığı makinede yıkamazsam, çevreci olamaz mıyım? Bulaşık makinelerini satanlar ve bu satış politikalarına destek verenler, bilinç altımızdaki korkuyu kullanarak bizi tüketmeye yönlendiriyor. Bulaşık makinesi al; tüket, yoksa su biter demek, satış politikalarında korkunun bile kullanıldığının göstergesidir.

Diş fırçalarken, tıraş olurken musluğu kapatmak; rezervuarlardaki ayarlamaları yapmak; sebzeleri en az su tüketecek biçimde yıkamak; su kaynaklarını koruyacak önlemleri almak, bir farkındalıktır ve işe yarar.

zati erbaş

Genel

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir