Blog

11 Kasım 2007

Takı için tünelde ‘Takıl!’

İstiklal Caddesi’nde yürürken sağlı-sollu mağazalara bakabilmek çok da kolay değildir. Zira caddedeki insan yoğunluğu bir anlamda sürüklenerek yürümenize sebep olur. Tünele doğru yaklaştın mı bu karmaşa azalır, rahat nefes alır ve daha bir yavaş ilerleyebilirsiniz.

Tabii Tünel’e kadar inmişken sağda sizi karşılayan Takıl Pera’ya kayıtsız kalmanız beklenemez. Ne de olsa burası cadde boyu karşınıza çıkan pek çok takı mağazasından farklı bir mekandır. Aslında Saadet Keskin’in Beşiktaş’ta Sinan Paşa Pasajı’nda bulunan minik dükkânını bilenler için bu mekân çok da yabancı değil. Saadet Hanım’ın güler yüzü ile karşılanan ve bir şey almasa bile güzel bir sohbet ile uğurlanan birçok kişi için Takıl, bir takı dükkânından çok daha fazlasını ifade eder. Yetmiş dokuz yılında takı ile uğraşmaya başlayan Saadet Keskin, Beşiktaş’taki dükkânı artık küçük gelmeye başlayınca Tünel’de Takıl’ı açmaya karar vermiş. Mağazada bulunan bütün takıları da özgün ve geleneği olan takılardan seçmiş. Telkâri, Trabzon takısı, Sivrihisar Örgüsü gibi geleneksel kuyumculuk işlerinin hepsi Takıl’da bir araya toplanmış. Uzakdoğu ürünleri ve ithal ürünler ise bu dükkânda kendine yer bulamıyor. Zira Saadet Keskin, takı sektöründeki yirmi yıllık bir geçmişten sonra, “Ben bu işin sadece kültürü ile ilgileniyorum.” diyor. Müşterilerinin çoğunu da bu yüzden sanata, kültüre ilgi duyan kişiler oluşturuyor. Zaten Saadet Hanım’ın, dükkânının kapısından içeri giren kişileri müşteri gibi değil de birer misafir gibi ağırlaması sıcak dostlukların oluşmasını sağlıyor.


Sanat galerisi olarak kullanılıyor

Takıl’ın kapısını aralayıp içeri girdiğinizde karşınıza Türkiye’nin dört bir yanında kuyumculuk işi ile uğraşan gerçek ustaların çalışmaları çıkacak. Takıl, takı dünyasına yolculuk yapabileceğiniz iki katlı şirin ve sıcak bir mekan. İçeride bulunan kolyeler, yüzükler, bilekliklerin her biri özenle ve sabırla işlenmiş birer sanat eseri gibi duruyor. Tabii bu mekân sadece alıcılara değil, aynı zamanda sanatçılara da açık bir mekân. Saadet Keskin dükkânını aynı zamanda sergi salonu olarak da kullanıyor. İlk sergi ise Zati Erbaş’ın “Toprağın Büyüsü” isimli takı sergisi ile bu hafta açıldı bile.

Takıl’ın kapısından girip oradaki takılara hayran kalmamak mümkün değil. Buna rağmen Saadet Keskin, “Benim dükkânımda bulunan her şeyi başka bir yerde de bulabilir insanlar.” diyor. Fakat takı konusunda istedikleri bilgiyi alabilecekleri böyle bir yer var mı emin değil. Zira Takıl aynı zamanda bir bilgi bürosu gibi de hizmet veriyor. Keskin’in gümüş takı takmayı seven insanlar için önemli uyarıları da var. Altın gibi geri dönüşümü olmayan gümüş takıları alırken müşterilerin asla yatırım amaçlı almamalarını söylüyor. Aynı zamanda üç gün sonra sıkılacakları bir ürüne de para vermemelerini öneriyor. Saadet Keskin işini zevk alarak ve emek vererek yapıyor. Ticari kaygılara kurban gitmeden takı kültürünün devamını sağlamak için uğraşıyor. Bizden size tavsiye, satın almaya niyetiniz yoksa bile Takıl’ın kapısını aralayıp orada takıların dünyasına yolculuk yaparken Saadet Hanım’ın bilgi deryasından faydalanmanız.

Basında Çıkanlar

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir