Blog

25 Mart 2010

Tatlısu Yengeci ile Konuşmalar

Geniş düzlükler, ölümün izlerini taşıyor. Saygıyla eğiliyorum geçmiş yaşamların önünde, suyun yaşam verdiği hayatların izini sürüyorum.

Tatlı su yengecinin geçen yıldan kalan kabukları, doğal yaşamın vadide kendine sığınak bulduğunu gösteriyor. Ve büyük beyaz balıkçıl havalanıyor dere yatağından, peşi sıra bir çift Angıt, bir çift Mısır Akbabası süzülüyor kayalıklarda, Şakrak kuşu söğüt ağacının dallarında tüneyenler. Akkuyruk sallayanlar, Baştankaralar, Sıvacı kuşları mesken tutmuşlar vadiyi.

Vadi, eriyen kar sularıyla neşeli, her yer çağıldıyor. Köstebekler, yenilenme zamanının bahçıvanları, toprağı havalandırıyor. Suyun taşıdığı toprak, yatak yeri olmuş tatlı su yengecine, yumuşak ve sıcak. Su ve toprak yaşam demek her canlı için.

Kızıla çalan taşlar arasındaki yengeci, renkler saklıyor, görmek neredeyse imkânsız. Yaklaşıyorum, Kıskaçları tehditkâr bir tavırla açılıp kapanıyor. Yavaşça fısıldıyorum, zarar vermeyeceğim. Gücünün farkında, kendinden emin tavırlarıyla yavaşça dere yatağını dolduran taşların arasında kayboluyor.

Yolu olmayan bu yer, insan baskısından oldukça uzak ve henüz sağlığını yitirmemiş. Vadide şimdilik her şey yerli yerinde duruyor.  Suyun taşıdığı naylon çöpleri görmezden gelsem de, bu gerçeğin; su götürür düşüncesiyle yukarı köylerden kaynaklandığını biliyorum.

Vadinin büyüsüyle sarmaş dolaş, uzanıyorum toprağa, yumuyorum gözlerimi, suyun sesine karışıyor kalbimin sesi.

zati erbaş

Gezi Yazıları

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir