Blog

28 Mayıs 2010

Tunalı Hilmi Caddesi’nde Zaman, Bulaşık Suyu Kıvamında ve Sıradan

Tunalı Hilmi caddesinde zaman, bulaşık suyu kıvamında ve sıradan; Dip dibe pastanelerin, caddeye taşan sandalyelerinde dondurma yiyen adam ve kadınlar gürültüyle akan trafiğe bakıyor, gözlerinde iki kara nokta her yer toz duman; sokak pis ve sıradan.

İki kör adam, havlu iki lira diye bağırıyor, yirmi beş metrelik bir yolu mesken tutarak. Bir ileri, bir geri yaşam sürüp gidiyor. Gözlerini arıyorum insanların, yok yok yok. Sokağı mesken tutan iki kör adamdan farksızım Ne gidecek bir yer var, bu sokakta, ne de bir dostun sıcaklığı.

Kadınlar geçiyor yanımdan, uzun, kısa, tombul ve boylu poslu, büyülü ve sıradan. Gözlerini seviyorum kadınların, yağmurlu günler sonrası ve hepsi kara gözlükler ardında saklı. Saçlarını seviyorum kadınların, uzun ya da kısa, sarı ya da kestane karası. Saçları sıkı sıkı kapalı bir kadın geçiyor yanımdan herkesten farklı. Duruyorum, zaman duruyor, Tunalı Hilmi susuyor ve kadın konuşuyor.

Merhaba. Perihan! nasıl özlemişim seni. Boynuna sarılıyorum. Sağ kolu, sıkı sıkı sarılıyor boynuma, sol kolu sallanıyor boşlukta bir zaman sarkacı gibi, Bir dostun sıcaklığında yeniden doğuyorum.

Nasılsın? Bu sorunun bu kadar zor olduğunu bilmezdim. Öğreniyorum. Zor zamanlardı, saçlarım, yeniden uzuyor, bak hala kısacık diyor. Gözlerine sakladığı hüzün aklımı alıyor.

Tunalı Hilmi caddesinde zaman, bir dostun hüznüyle yıkanıyor ve arınıyor. Ne kavga ne gürültü ne de her yeri basan toz duman umurumda. Yürüyüp gitmek istiyorum bu sokaktan.

Bir kadın geçiyor yanımdan saçlarını savurarak. Gözlerine bakıyorum hiç heyecan duymadan. Gülümsüyorum boynumda kalan sıcaklığa sığınarak.

zati erbaş

Gezi Yazıları

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir