Blog

13 Nisan 2010

Tuzlu Su Karidesi / Artemia Salina

Güneş, gürül gürül yanan bir soba gibi değil henüz, henüz, mangalda köz, sadece elleri ısıtan. Ormanı paramparça eden tomruk kamyonlarından arta kalan tekerlek izlerinde birikiyor su; durgun sularda yeniden doğuyor zaman. Ve zaman hızla akıyor. Ne kadar ömür biçilebilirsiniz bir karış suya. Güneşin insafı, hepsi o kadar. Bir adımda aşıp gitmek, sadece saniyenin onda biri kadar. Oysa bir ömür görüyorum suda, aşkla dolu olan.

Orman yollarındaki küçük çukurlarda biriken su, pek çok canlı için yaşamın kaynağı demek. Kurbağalar üremek için bu suya ihtiyaç duyuyorlar. Semenderler, taş sinekleri, kürekçiler, su perileri bu sular olmadan yaşam döngüsü içerisindeki rollerini üstlenemiyorlar. Durgun sulara hayranlığım bu küçük evrenleri keşfettikçe artıyor. Oysa ömürleri kısacık suların, belki bir kaç hafta, yada bir ay kadar. Bu süre bile yaşamanın büyüsüyle dolup taşmasına yetiyor. Biraz hızlı gözüküyor ama öyle değil. Yaşamı yeniden üretmek için bu süre yetiyor da artıyor.

Hayaletler dolaşıyor suda; suyun dibinde dolaşan gölgeler var. Saçmalama diyorum hayal görüyorsun. Ama orada bir şey var. Gölgeleri oluşturanın hayaletler değil, 100 milyon yıldır yaşayan ve dinozorlar çağından günümüze kadar gelen, su görünümlü bir tür Karides. Peki su kuruyunca ne oluyor? Kuraklığa dayanıklı yumurtalar bulundukları çukurun dibinde ya da kamyonların tekerine yapışarak belki de rüzgarla savrularak bir başka  çukurda bir sonraki baharı suyu ve güneşi bekliyor. Ve döngü 100 milyon yıldır tekrarlanıyor. Bir avuç bile olsa suyun ne kadar güzel, ve yaşam dolu olabileceğini bir kez daha anlıyorum. Ve bir kez daha şaşırarak izliyorum yaşamın büyüsünü.

Bütün bunlar ilginizi çekmediyse küçük bir dip not ekleyelim. Bu canlıların bir gözü ve erkeklerinin iki cinsel organı var.

zati erbaş

Gezi Yazıları

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir