Blog

15 Ağustos 2010

Valla Kanyonu 3: İçinden Geçip Gidiyorum, Ne Yazık ki!

Burada kamp yapacağız! Vallanın en güzel kamp yerinde de suyun gürültüsü yüzünden uyumakta zorlanacağım hiç aklıma gelmiyor. Çamaşır ipi yapalım! Islaklar çabuk kurusun. Kırmızı ip bu kez de çamaşır askısı olarak çıkıyor karşıma, gülüyorum.

Bahar döneminde suyun yükselmesiyle kamp alanına taşınan kum, geceleyeceğimiz alana yumuşak bir zemin sağlamış. Taş düşme ihtimalini de göz önüne alarak, aynı kökten çıkmış gibi gözüken iki çınar ağacının dibine yatacak yer hazırlıyorum. Celal, sen yemek işine girişme bu gün emniyette çok yoruldun diyor, teşekkür ediyorum.

Biraz yalnız kalmak, biraz kendimle konuşmak istiyorum. Tepkiselliğimin nedenlerini düşünüyorum. Bana neler oluyor? Eğimsiz bir yatak yeri için kumu biraz düzeltmek yetiyor, uzanıyorum. Başucumda göğe yükselen iki çınar, hayallere dalıyorum. Akşam için odun toplanması gerek; Ali, sen uzan, yeterince odun toplandı diyor. Yattığım yeri çevreleyen kaya bloğunun üzerinden gelen sesle irkiliyorum; Elinde kocaman bir kaya tutan yol arkadaşlarımdan biri, atmak için tam yerimi soruyor. Şakaysa bu, şakası bile kötü. Uzun yolculuklarda yol arkadaşlarınızın her davranışı sizin davranışınızı da belirliyor.

Aşırı performans gerektiren etkinliklerde, performansı eşit olmayan katılımcıların bulunması, çeşitli sorunlara neden olabiliyor. Zayıf olanın geliştirilmesi yerine sahiplenilmesi ekip bütünlüğünü bozuyor. Düşünsenize siz ıslak bir ipi kurutmaya çalışırken birilerinin kayalar üzerine tüneyip ardı ardına sigara içmesini. Ne kadar deneyimli olursanız olun, bu canınızı sıkmaya yetiyor. Çünkü aynı koşullarla katılıyor, aynı bedeli ödüyorsunuz.

Bir bardak çorba, bir bardak çay alıyorum, akşam yemeğinde. Baş ağrımın susuz kalmakla ilgili olabileceğini düşünüp bol sıvı tüketiyorum. Bir sonraki güne iyi başlamak için yatak keyfi şart. Ocaktan yükselen alevlerin gölgesi, suyun gürültüsünde kaybolan konuşma sesleri ve kahkahalar arasında, yarı uykuda, yarı uyanık, düşünüyorum. Neden buradayım?

Bir sorun mu var? Diye soruyor Hasan, yok ne olsun ki, başım ağrıyor biraz.  Hiç yanımıza gelmediniz de merak ettim. Biraz dinlenmek ve kendimle kalmak istedim hepsi o kadar, keyfinize bakın. Guruptan yayılan konuşmalar ninni gibi, dalıp çıkıyorum uyku denizine.

Başucumdan göğe yükselen çınar ağacının yaprakları arasından göz kırpıyor yıldızlar. Gece nerede başlıyor, nerede bitiyor bellisiz. Her şeyin belirsizliğe dönüştüğü zamanlar hep ürkütmüştür beni; Bu kez de içimdeki belirsizlikten ürküyorum. Ne buradayım, ne de değilim. Yaşamayı istediğim yerin dışındayım. Valla kanyonunu yaşamak yerine, içinden geçip gidiyorum, ne yazık ki!

zati erbaş

Gezi Yazıları

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir