Blog

11 Ağustos 2010

Valla Kanyonu; Çanta Taşımak ya da Çanta Gibi Taşınmak

“Kanlıçay”ın “Devrekane” Çayı’yla birleşip, Valla Kanyonu’na keskin bir bıçak gibi girdiği noktada Celal’in işaretini bekliyorum. Uyarı açık ve net; “Ben söylemeden sakın suya girmeyin.” “Suyun gücünü hafife almak, bir kanyonda yapabileceğiniz en ölümcül hata”, bunu yaşayarak öğrenmekse ellerinizin titremesine neden olacak kadar korkutucu.

Doktorun uyarısı can sıkıcı, tırmanmak yok, çekmek, itmek yük taşımak yok. Boyun fıtığı olan herkes için sarf edilen bu rutin uyarılar, isteseniz de istemesiniz de canınızı sıkmaya yetiyor. Ne yani, hiç mi bir şey yapmayacağım? Sizin yaptıklarınız oldukça tehlikeli, bence yapmazsanız iyi olur.

Çözümü, aklımın, bedenimin sınırlarını, bilginin ışığında geliştirmekte ve doğrusunu yapmayı öğrenmekte buluyorum.

Çantanızı dikkatli sırtlayın “Ters bir hamle sırt kaslarınıza zarar verebilir”. İçi tıka basa dolu bir çantayı sırtlıyorsanız bu uyarının yapılması kaçınılmazdır. Çünkü o çanta, uzun bir zaman eviniz olacak her şeyi içerisinde barındırmaktadır.

Omuzlarımı acıtan yükü, çantanın ayarlarını yaparak dengeliyorum. Şimdi, yürümek, etrafa odaklanmak, doğanın keyfini çıkarmak daha kolay. Yüklü çantanın bedenimde yarattığı gerilmeler, günler içerisinde güçlenmemi sağlayacak ve bedenim güçlendikçe, aklıma daha kolay hükmedebileceğim. Bilgi, istek ve akılla her problemi çözmek mümkündür.

Oysa, tüketmeye alışmış günümüz insanının, hayallerini gerçekleştirirken, karşısına çıkan bu  ve benzeri sorunlar karşısında bulduğu çözümse “kolaycılık”. Boyun fıtığım var “Doktor dedi ki, hiç yük taşıma, ben yük taşımak istemiyorum”. Yükü kim taşıyacak?

Biraz eğilmek, bükülmek, nazlanmak, mızmızlanmak sorunu çözmeye yeter. İşte o zaman “Çanta taşımak” yerine, “Çanta gibi taşınmak” durumu gerçekleşir. Bir kadının bu duruma düşmesi inanın bana çok can sıkıcı geliyor.

Her kadın, bir dünyadır ve gücü her şeye yeter. Kavgada, karşısında olmak, bir fırtınanın orta yerinde kalmakla eşdeğerdir, bir bebeğin saçlarını okşarken elleri, gün ışığına dönüşendir . Hayat verir ve hayat alır. Bir kadın yaşamı yenileme gücüne sahiptir ve dünyanın ta kendisidir

Gel, işareti veriyor Celal, gel. Çantamı suya atıyor ve suyun akışına bırakıyorum kendimi. Birkaç dakika sonra Celalin bulunduğu kayaya ulaşıyorum. Elini tutmak için yaptığım hamle, suyun gücü karşısında eziliyor. İmkânsıza dönüşen bu yakalama çabası, ekibin, işaret beklemeden suya girmesiyle bir kurtarma operasyonuna dönüşüyor. Ölüm bu kadar yakınıma gelmemişti. Suyun altında çırpınan ekip üyesini, birileri alttan iterken, yeleğinden tutup yukarı çekiyorum. Çıkamadım, su ne kadar güçlüymüş. Donuk bir gülümseme ve korku, asılı kalıyor havada.

zati erbaş

Gezi Yazıları

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir