Blog

17 Ekim 2009

Yeni Bir İş Buldum Kendime

Kurumuş ağaçları sayıyorum

Yeni bir iş buldum kendime. Sevinçliydim. Nerede mi çalışıyorum? Her yerde, her sokakta, kıyıda köşede unutulmuş parklarda. Uzun sürecek bir iş bu.

Sakarya’da bir balıkçıyım, bir çöpçü ya da avazı çıktığı kadar bağıran bir işportacı. Bir postacıyım belki, belki de değil. Yükümde, günlerimde ağır, taşıyamaz oldum. Sizin günleriniz nasıldır bilemem. Benim her günüm ayrı.

Bazı günler, yavaş adımlarla, bazı günler hızlıca geçiyorum sokaklardan. Kırbaç cezasına çarptırılmış bir şehirde yaşıyorum. Birer yara izi gibi duruyor, şehrin bedeninde oto yollar. Gülmeyin, deneyin bir Cinnah caddesinde karşıdan karşıya geçmeyi. Ne o, korkuyor musunuz? Pisipisine gitme ihtimaliniz çok yüksek bu şehirde.

Atatürk bulvarını ateşten kamçılar gibi dövüyor otomobiller. Deli bir nehir gibi akıyor trafik, hızla akıyor zaman. Karşı kıyıya geçmek için gereken zaman, çok; Uzun bir yol var trafik ışıklarına kadar uzanan. Otuz saniyeye ayarlı bir bomba gibi yeşil ışık. Bu, hız tuzağını aşmak için size verilen zaman.
Her zaman genç olamıyor insan. Bacakları özürlü doğan adam, iki eli üzerinde geçmeye çalışıyor yolu. Kimse görmüyor onu. Ben şehirden utanıyorum.

Baharı beklerdim bütün mevsimlerin arasından. Düşünün, nasıl da yeşillenir ağaçlar. Bir serinlik kaplar kızgın betonla kaplanan yaşamımızı. Ben baharı severdim eskiden, şimdi son baharı seviyorum. Ne oldu bana birden bire? Ne değişti?

Yeni bir iş buldum kendime. Mutsuzum. Nerede mi çalışıyorum? Her yerde, her sokakta, kıyıda köşede unutulmuş parklarda. Uzun sürecek bir iş bu.

Kimim ben? Sokakta bir adamım, herkesten farklı. Aklımda akşamdan kalan, bu gün yazmayı istediğim şarkı, mırıldanarak yürüyorum. Yaya kaldırımı dar. Herkes yer açmaya çalışıyor kendine, omuz atarak. Ben asfalta düşüyorum. Kara katrandan yapılan yol, nereye çıkıyorsun, nereye taşıyorsun insanı. Çıkmaz sokağa diye fısıldıyor utanarak.

Yeni bir iş buldum kendime. Üzgünüm. Nerede mi çalışıyorum? Her yerde, her sokakta, kıyıda köşede unutulmuş parklarda. Uzun sürecek bir iş bu.

Ne iş mi yapıyorum? Kurumuş ağaçlarını sayıyorum bulvarların. Hala ayakta duran, ölü ağaçları; Cinnah caddesinde yol, şehre vurulan kırbacın karanlık izi.

Son baharı seviyorum. Yapraklarını döküyor tüm ağaçlar. Her şey birbirine benziyor. Ve ben içim rahatlayarak yürüyorum sokaklarda. Farkına varmıyorum yitirilenlerin. Gelecek bahar ne olacak? Bilmiyorum. Belki o ağaçların hiç biri kalmayacak. İşte o zaman çok geç olacak.

Bu şehir artık size ait değil. Bu şehir kuruyor farkında mısınız?

zati erbaş

Gezi Yazıları

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir