Blog

26 Nisan 2011

Yer Çekimi Etkisi

Fısıltıyla çıkıyor ağzımdan. Yüksek sesle söylersem kaçacak. Dışarıda güneş var. Güneşi seviyorum. Güneşi sevmeyen mi var? Ben yağmuru da seviyorum. Seviyorum, çünkü ancak yağmur anlamamı sağlıyor dağları. Dağları anlamak güzeldir. Önemlidir. Sihirlidir. Ah! Dağlar. Yağmurla yıkandığında yüzü ortaya çıkanım.

Tepelerin yamaçlarındaki renklere takılıyor gözüm. Sarı, Mavi, Kırmızı, Turuncu; Yağmurla yıkanan toprakların ardında kalanlara bakıyorum. Yeryüzünün derinlerinden kıvrılarak, yüzeye taşınmış kayaların gizi açığa çıkıyor. Ormanmış, çiçekmiş, denizmiş, insanmış. Çokmuş.

Binlerce yıl, yer altında kalanlar, güneş ve yağmurla tanışıyor. Dağlar yükseliyor. Dağlar alçalıyor. Nefes alıyor yeryüzü. Ve dağ gibi olanların yolculuğu yeniden başlıyor. Ve yeniden ve yeniden başlayacak.

Bir gün bütün dağlar dümdüz olacaktır. Mesela Ağrı dağı ya da Erciyes ya da siz! Her şey yerçekimine yenik düşer, un ufak olur ve döner okyanusun en derin yerine.

Dağ gibi dostluklarım vardı benim ! ama şimdi en derin yerindedir denizin. Yağmur yağıyor. Bir kaya yerçekimine yenik düşüyor. Yolculuk okyanusa dek sürecek. Dünya onu saracak, sarmalayacak, ezecek, eritecek ve yeniden bir dağa ekleyecek. Erken gitmelerin hüznünü anlamak için yer çekimini anlamam gerekmiş. Kollarımı iki yana açarak bırakıyorum kendimi boşluğa ”Yağmur seni seviyorum” Yuvarlanıyorum derin bir vadide.

zati erbaş

Gezi Yazıları

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir