Blog

30 Haziran 2008

Yılanımsı Kertenkele / Anguis Fragilis

Köydeki evimin etrafındaki otları tırpanla biçtim ve kurumaları için öbekler oluşturdum. Köylerde büyük baş hayvan kalmadığı için yakmaktan başka bir seçenek kalmadı bana. İnek yok, tavuk yok, bahçede domates yok, yokları saymaya başlayınca eninde sonunda köylerde pek “adam da yok”a gidiyor cümle.

Köylüğünü yitirmiş köyler, köylülüğünü yitirmiş köylü. Yahu, sebzecide, yumurtacıda, sütçüde geliyor kim uğraşacak diyen garip bir toplum oluşturulmuş bile. Geçen yıl ortalığı kasıp kavuran Amerikan beyaz kelebeğine önlem alacak mısınız? sorusuna, fındık zaten para etmiyor onu da kelebek yesin serzenişi köyümün, köylümün halini anlatmaya yetti de arttı bile.

Yakmak üzere kuruttuğum otların altındaki nemli ortam, pek çok canlı için sığınma yeri olmuş bile. Salyangozlar, sinekler, kırkayaklar, tırtıllar ve adını bilmediğim bir sürü böcek. Çevreye fazla zarar vermeden yakma işlemini sürdürürken insan dostu bir canlıya rastlıyorum yerel adıyla Kör yılan ya da Yılanımsı kertenkele. Hızlı hareket edemeyişi onu kolaylıkla yakalamamı sağlıyor. Oldukça şiş olan karnı yavruları olacağı anlamına geliyor. Evimizde istemediğimiz pek çok böcek türüyle beslenen bu canlının, yılan olarak tanımlanması, çoğu zaman ölümüne neden oluyor.

Kahvedekilerin, ne o belgesel mi çekiyorsun dalgası,  öldürsene şunu söylemi ile birleşince; yaşama hakkını anlatıyorum onlara. Yılanı tanımlamalarını istediğimde sinsiliği, kötülüğü ve zehri anlatıyorlar. Siz ne kadar iyisiniz diye soruyorum? Sessizlik “Doğru, onların da yaşamaya hakları var “ cümlesiyle bozuluyor.

zati erbaş

Doğa Okulu

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir